Kanser
Cuma, 03 Eylül 2010 08:47
Hüseyin Tanrıkulu
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
İnsan vücudunun temel yapı malzemesi olan hücrelerin istemediği halde bir nevi çoğalıp sağlık dediğimiz nimete karşı ayaklanmaları kanser olarak biliniyor.
Günümüzde insan sağlığını bozan dış etkenler vücut üzerinde olağanüstü yıpratıcı bir etki meydana getiriyor. Kanser bir nevi hasta hücrelerin süratle çoğalması ve vücuttaki herhangi bir organı işgal ederek fonksiyonunu icra edemez hale getirmesi, yani organları tümüyle devre dışı bırakmasıdır.
Günümüzde kanserin diğer hastalıklar gibi tedavi edilebildiği bilinmektedir.
Bu satırları yazanın 24 Nisan 2004 tarihinde mide kanserine yakalanıp radikal bir gastrektomi ameliyatı geçirdiğini bir çok dostumuz bilmektedir.
Şimdi kanser sebebiyle tamamen alınan midemin yerini onun onda biri kadar bile olmayan ve bir parça bağırsaktan yapılan yapay mide almıştır. Tabii ki, bu yapay mide asıl mide gibi öz sular imal etmiyor. O sebeple yediğimiz yemekler ancak ilaç yardımıyla hazmedilebiliyor.
6 seneyi aşkın zamandır yer yer sıkıntılı bir gıda alma durumu mevcut. Her şeye rağmen şükürler olsun tek şikayetimiz 2004’ten bu yana oruç tutamamaktan ibarettir.
Hastalıklar bizim anlayışımıza göre vücudun zekatıdır. Eğer insanlar hasta olmasa sağlığının kıymetini hiç bilmezler.
Sigara, içki, bozuk beslenme alışkanlıkları ve de günümüzde kanserojen madde ihtiva eden gıdalarla kansere yol açan çevre etkileri milyonlarca insanın bu hastalığa yakalanma riskini arttırmaktadır.
Kanserden korkmamak gerekiyor. Geç kalmaktan korkulmalıdır. Hastalığın erken teşhisi kısa süreli tedavi ile şifa sağlayabilir. Geç kalındığı takdirde ise hem ağır tedavi sebebiyle ve hem de gerektiğinde ağır operasyonlar zorunlu geldiğinden bu hastalıkla mücadele zorlaşmaktadır. Tedavisi ise hayli ağır masrafları gerektirmektedir. Kemoterapi ve gerektiğinde radyoterapi uygulanan herhangi bir kanser hastası için Türkiye’de devletin milyarlar harcadığı bilinmektedir.
Bu yazıyı Amerika’da yaşayan meşhur Türk doktoru Mehmet Öz’ün bağırsaklarında kansere rastlanması haberi üzerine yazdık.
Mehmet Öz, sağlıklı beslenme ve sağlıkla yaşama konusunda Amerika başta olmak üzere, tüm dünyaya faydalı konferanslar veren, medyayı bu sahada en iyi kullanan çok sevimli bir bilim adamımızdı.
Kendisinde kansere rastlanması üzerine “Çok dikkat ederek yaşıyorum. Ama risk altındayım. Ancak tedavi olabilirim. Hastalığı yenme şansım %80’dir. Ama ilk duyduğumda neden böyle bir şeyin başıma geldiğini sorgulamıştım.” demiş.
Buradan kendisine acil şifalar dilerken, insanın kanserden değil, ömrü bittiği için ve vadesi geldiğinde öleceğini, vade gelmeden hiçbir sebep ve saikin insanı öldüremeyeceğini hatırlatmak isteriz.
Bizimle beraber aynı zamanda ve aynı hastanede, aynı doktorlara ameliyat olan 6 kanser hastası arkadaşımız Rahmet-i Rahman’a kavuşmuştur. Biz yaşıyoruz. Demek ki, vademiz gelmemiş.
Ramazan Bayramı yaklaşırken oruç tutabilen aile efradımız ve çevremizdeki Müslüman kardeşlerimiz haklı bir heyecan içindeyken biz anlatılması zor bir üzüntü ve ızdırap duymaktayız.
Bu yazı vesilesiyle kansere düçar olmuş hasta kardeşlerimizin bizi hatırlayıp morallerini yüksek tutmasını tavsiye ederiz.
Unutulmasın ki, hep hasta olan değil, vadesi gelen insan aramızdan ayrılmaktadır.