Son günlerde Sertap Erener'in yeni albümünü dinliyorum. Bir varmışım, bir yokmuşum diyor bir şarkısında. Arabada aklıma takıldı. Bundan daha kötüsü her halde hem varmışım, hem yokmuşum demek olurdu. Hem varmışım hem yokmuşum... Yani aslında varken, insanların içinde dolaşıp bir şeyler yapmaya çalışırken kimsenin sizi fark etmemesi. Yok muşsunuz gibi davranmaları.
Türkiye'de bu durumda yaşayan o kadar çok insan var ki! Aslında adı var, nüfus kağıdı üzerinde bir doğum tarihi, bir doğum yeri var. Ama aslı var sureti yok bir gölge gibi yaşıyorlar. Mümkün olduğunca az sorumluluk alarak, az konuşarak, hemen hiç karşı çıkmayarak, sessiz sedasız bir ömür yaşıyorlar. İlle de herkes kavgacı mı olacak? Ttutuğunu koparan, kimsede hakkını bırakmayan. Mümkün değil elbette. Sözüm sakin yaşamayı tercih edenlere de değil. Sözüm, aslında söyleyecek sözü varken susturulanlara. Zorla sindirilenler.
Aile içinde iki farklı grup var sindirilen. Birincisi çocuklar, ikincisi kadınlar. Şimdi hemen "kim, bizim hanım mı susturulmuş, bizim çocuk mu sindirilmiş? Yapmayın Hülya Hanım asıl ben mağdurum" dediğinizi duyar gibiyim beyler. İstisnalardan bahsetmiyorum. Dana küçük yaştan itibaren çalışmaya zorlanmış, eğitimden mahrum, anne baba sevgisine aç büyümek zorunda kalan çocuklardan bahsediyorum. Ya da baba baskısıyla evde sesi çıkmamış, kendi düzenini kuracağı hayaliyle evlenip kendi sesini bile unutan kadınlardan bahsediyorum.
Çalışıyorsa eğer kazandığı paraya bile sahip çıkamayan, benim param diyemeyen, içinden üç kuruşu kendisine harcayamayan kadınlar var biliyor musunuz? Geçenlerde S..... anlatıyor: "eve gidiyorum, cüzdanımı saklayacak yer arıyorum önce. Bütün gün temizlik yaptıktan sonra aldığım parayı kocamdan saklamazsam eğer, ilk fırsatta alır cebine koyar. Param cüzdandaydı ne oldu diye soramam bile. Ne yapacaksın desem cevap hazır: Sana ne. Sana hesap mı vereceğim." Bütün gün çalıştıktan sonra, alnınızın teriyle kazandığınız paranızın akıbetini soramıyorsunuz yani. Reva mı bu şimdi S.... 'ya. "Eve girer girmez saklayabildiklerimle de ancak çocuklara bir şeyler alıyorum okutuyorum diyor kadıncağız. Yoksa okula bile gönderemeyeceğim"
Çalışırken varsınız aslında. Çalışmanız evin bütçesine destek olmanız bekleniyor kocanız tarafından. Ama paranızı harcayacakken yoksunuz. O sizin paranız değil. Bırakın da hak etmeyenler harcasınlar. Hem siz ne anlarsınız ki para harcamaktan, üzerinize başıınza bir şeyler almaktan, arkadaşlarla gezmekten, onlara bir şeyler ısmarlamaktan.
Nasıl da zor, nasıl da keskin bir sınav. Kendi kendine kaldığında nasıl da yaralıyordur kadıncağızı!
Hem varmışım, hep varmışım diyebileceğimiz günlere inşallah...