logo
Reklam

Havet

Güçer Kafa
Güçer Kafa

Merhum Cemil Meriç’in Bu Ülke adlı eserinden: “Bir Hint bilgesi, "Hatâdan hakikate geçilmez, diyor, bir hakikatten başka bir hakikate geçilir."

Bu söz mevcut halimizi ifade için kâfi sayılabilir. Mevcut bir hatanın düzeltilmesi için öncelikle bir hakikati saçlarından kavrayarak zapt-ü rapt altına almak lazım gelmez mi?

Peki bu işi kim yapacak?

Türk münevveri…

Peki nerde kendisi?

Meçhul bir diyâra hicret eylemiş… Gelmek nedir bilmiyor!

Bazen uzaklardan ucu yanık bir mektubu geliyor… O kadar!

* * *

İsmini hatırlayamadığım Batılı bir âlim “Demokrasi liderler rejimidir” demiş. Evet! Akla yatan bir tespit havası var bu sözde…

Peki bizim demokrasi hayatımız göz önüne alındığında… Bu düstur üzerinden bir röntgen çekmeye kalkarsak… Evet, yeterince lider çıkaramadığımız için demokrasimiz de sorunlu…

Aslında şaşmamak lazım.

Münevver kıtlığının had safhada olduğu bir cemiyette lider kavramının içini dolduracak fertlerin epeyce seyrek inkişâfı gayet tabii… Üstelik mevcudatın, nitelik çerçevesinde beklentilerin altında kalması da cabası!

Yaşadığımız pek çok meselenin temelinde asırlık yaramız kaht-ı ricâl yatmakta…

Sebep ne ola ki?

* * *

Bizim cemiyetimizde lider çıkar mı? Bu haliyle zor…

Hayali kurşuna dizilen çocuklarla yarınları inşa etmek ne kadar zorsa… Bu hayalsiz ve hedefsiz kılınan yapı ile liderler yetiştirmek de zor…

Öz güven ezilip geçilir.

Yarınlar için ufku genişletileceğine basmakalıp bir anlayışın cenderesinde, enginden bir karışlık mesafeye indirilir.

Zaten eğitim vaziyetleri Hak getire!

Bu çocuklardan kaç tane lider çıkar ki?

Aslında mesuliyet makamlarındakilerin hepsi, bu mevzuya ilaç olabilecek bir gidiş tutturamadığı için yarınlar yeni sorunlara gebe hale gelmez mi?

* * *

Referandum için başlayan propaganda toplantılarında liderlerin takındığı tutum, üslup(suzluk) ve kullandığı dil gerçekten yürek yakan cinsinden…

Mahmutpaşa esnafının malını pazarlarken kullandığı bir dil ve üslupla siyaset nereye kadar?

Siyasiler vatandaşın bu halden bîzâr olduğunu ne zaman görecek?

Türk milleti her şeyin en iyisine layık… Siyasetin de…

Ama ne var ki?

Bu kadar… Bir adım ilerisi meçhul…

Toplumun yönlendiricisi konumuna namzet olan ve şu an o konumu uhdesinde bulunduran liderlerimizi en saf tespitle irdelediğimizde görüyoruz ki… Bu liderler Türk toplumunu bir noktadan sonra taşımaya yetmeyecek…

Yenileri lazım…

Ama nasıl?

12 Eylül darbesiyle siyaseten steril hale getirilmiş bir nesilden kaç tane ciddi lider çıkacak? Çıkma ihtimali olan bir avuç cevher de şu an demokrasi havariliği için meydan meydan kapışan liderlerin(?) parti içi demokrasi(?) anlayışları sebebiyle çoktan tarihin çöp sepetinden rezervasyon yaptırmışlardır.

Son dönemlerde bir vesayet tartışması yaşıyoruz ya…

Aslında Türk siyaseti üzerinde ciddi bir genel başkan vesayeti var.

Diğer vesayet meseleleri teferruat bu hususun yanında…

* * *

Yaklaşan referandum hakkında iki emekli memurun sohbetine kulak misafiri oldum.

Birinci emekli: “Filan madde ile falan madde beni hayır dedirtecek ama diğerleri de evet dedirtecek… Ne yapacağız azizim?”

İkinci emekli: “Vallahi mirim ben de aynı vaziyetteyim. Evet de diyesim var Hayır da diyesim var.”

Tam bu arada bıyıkları yeni terlemeye başlamış liseli bir genç iki ihtiyarın muhabbetine dahil oldu: “Havet deyin!”




Yazarın Diğer Yazılarını Göster

Yorum ekle


porno izle