logo
Reklam

Bedirhan Gökçe

Hep aşktan sorarlar...

Hep aşktan sorarlar... Bedirhan Gökçe



“Değil mi ki sen Yusuf güzelisin, gömleğin çoktan yırtık senin. Ve değil mi ki ben tecelli etmesem eksik kalır sana dair kader. ‘Senin kaderin benim tecellim.’, Kaderimde zindan varsa, Yusufluğum su götürmez benim.’”



Aşk böyle bir şey  işte
Hep aşktan sorarlar, hep aşkı sorarlar;
Aşka dair ne varsa sorulmuştur ve söylenmiştir oysa.
Ama yine de sorarlar…
Zaman, mekân, yaş ve konum değişse de Aşk değişmiyor çünkü…
Değişen sadece âşıklar ve maşuklar (âşık olunan) kişiler yani,
Yani sen ve ben…

Ferhat’a dağı deldirecek, Şirin’e geceyi.
Kays’ı mecnun edip çöllere düşürecek… Leyla’yı dillere,
Kerem’i  Aslı’nın narına yakacak…
Romeo’yu Juliet’e…
Mehmet’e ülkeyi terk ettirecek, Ece’ye Dünyayı.
Yusuf’u zindana düşürecek, ateşlere Züleyha’yı…
Eğer hiç âşık olmamışsanız “ütopik” gelebilir bu sözler size, belki de anlamsız ve sersemce…
İskender Pala’dan bir alıntıyla ya da en öz ifadeyle tarihten bir anıyla, “aşk”nasıl  bir şey; okuyun da görün işte…

Anlatırlar ki Züleyha, Yusuf'u zindana attırdığı vakit onun ayrılığıyla yanıp yakılmaya başlamış. Hem kendisinden ayırmış, hem hasretini çeker olmuş. Bu yüzden zaman zaman zindanı ziyarete gider, sureta "Hükümlüm kaçmış olmasın!" diye kontrol eder ama içten içe de hasret giderirmiş. Eğer Yusuf'u uyurken bulursa hücresinin önünde bekler, seyreder; eğer uyanık bulursa azarlayıp gidermiş. Azarlamasının sebebi de karşılık versin de sesini duyayım diyeymiş. Lakin Yusuf hiç cevap vermezmiş.
Nihayet sesini çok özleyince bir köle çağırıp, "Hemen şimdi git, zindanda Yusuf'u yere yık, adamakıllı kamçıla! Öyle vur ki ta uzaktan ah ettiğini duyayım." emrini vermiş…
Köle emre itaate niyetlenmişse de Yusuf'un güzel yüzünü görünce kıyamamış. Hücrede bulduğu bir postu yere serip onu kamçılamaya başlamış. Kölenin her kamçısında Yusuf mahsustan feryad etmekte, çığlık atmaktaymış. Beri taraftan da Züleyha bağırıyormuş:
"- Daha hızlı vur, adamakıllı vur!" Nihayet köle Yusuf'a yalvarmış:

- A güneş yüzlü, Züleyha gelir de sırtında kamçı izi göremezse şüphesiz beni öldürür. Hiç olmazsa bir kere omzunu aç, dişini sık, azıcık olsun kamçıya dayan!..

Yusuf elbisesini sıyırdığında köle öyle bir vuruşla vurmuş ki Yusuf yere kapaklanmış, can evi kavrulmuş. Sonra da Yusuf'un ah edişini duyan Zeliha'nın feryadı işitilmiş:

- Yeteeer!..”


-----------------------------------

* Şiir Dinletileri ve Organizasyonlar İçin Menajer Hattı: 0 536 629 34 34 & 0 505 525 74 74 
* Hafta içi her gün 23:00-01:00 arasında, BEDİRHAN GÖKÇE İLE ÜÇÜNCÜ SAYFA
KralFM'de




Talihsiz Yalçın ile Bahtsız Ece

Talihsiz Yalçın ile Bahtsız Ece Bedirhan Gökçe
www.bedirhangokce.com


YALÇIN’I TANIR MISINIZ?
Siz Yalçın’ı tanımazsınız, aslına bakarsanız ben de tanımam.
Tanımadığım gibi hayat hikâyesini de bilmem ailesini de…
Hakkında bildiğim tek şey; 14 yaşında Kütahyalı ve SBS’de başarısız olduğu ve gördüğüm küçük resminde nasıl temiz yüze sahip olduğu…
Sınav stresi ve çevre baskısından iyice bunalmış olan Yalçın, İzmir’de üniversite okuyan ağabeyinin yanına tatile gider. 
SBS sonuçları açıklandığı sırada Buca’daki evlerindedir. Sabah bir yakını için hastaneye giden anne eve döndüğünde kapının açılmaması üzerine çilingir çağırır…
İşte ne olduysa o anda olur.
Çilingir yardımıyla eve giren anne, hayatının hiç unutamayacağı o en büyük acısıyla karşılaşır…
14 yaşındaki 8.sınıf öğrencisi biricik oğlu Yalçın kendini asmıştır…
“Biricik oğlum SBS yüzünden intihar etti” annenin son sözüdür.
Ve son sınavında hayatını yitiren Yalçın,
Şimdi annesini en acı sınavla baş başa bırakarak terk-i diyar etmiştir…

PEKİ YA ECE’Yİ tanır mısınız?
Siz Ece’yi de tanımazsınız…
Evet ben de tanımam.
Ece’nin hakkında bildiğim tek şey de;
21 yaşında, Antalyalı bir kız olduğu…
Türk Hava Yolları’nda hostestir Ece, gördüğüm vesikalık resminde gözlerinin içi ışıl ışıl, yüzü de alabildiğine pırıl pırıldır işte.
Telefonda sevdiği ile tartışır, muhtemeldir ki o da bir ayrılık sınavının eşiğindedir, hiç zaman kaybetmez ve kendini Halkalı’daki evinin balkon demirlerine asarak intihar eder…
Ailesine intihar ettiği söylenmez ve Takdir-i İlahi denilerek toprağa verilir, Antalya’nın en deniz görmez yerinde.
Aslında toprağa değil,  anne ile babasının yüreğine gömülmüştür  Ece, hem de 21’inde…
Evet, aşktan veya sınavdan değil.
Hayattan ikmale kalmışlardır… Talihsiz Yalçın ile bahtsız Ece…  
Sadece  “KAYBEDEN”dir onlar… Biri sınavdan, diğeri sevdiğinden… 
Onlar, sadece ölüm şeklini paylaşmış ve geride iki enkaz bırakmışlardır sevdiklerinin yüreğine…
Kim bilir, Yalçın yaşasaydı, zamanında nice sınavlar kaybetmiş ama hayatta çok büyük başarılar kazanmış nicelerinden olacaktı belki de…
Kim bilir, Ece yaşasaydı, sevdiğiyle evlenip nice rezilliklerle boşanmak zorunda kalanların tersine, hiç ummadığı kadar mutlu olacaktı belki de, hiç tanımadığı eşiyle…
Ve ikisinin de anaları ağlamayacaktı böyle hesapsız bir gidişle…

Şunu asla unutmayın ;
Asıl olan hayat sınavıdır,
O da tam orda başlıyor işte…

Her şey bitti dediğin yerde…
“Bu da geçer ya Hu” diyebilmek mesele…
Gerisi hikâye…

-----------------------------------

* Şiir Dinletileri ve Organizasyonlar İçin Menajer Hattı: 0 536 629 34 34 & 0 505 525 74 74 
* Hafta içi her gün 23:00-01:00 arasında, BEDİRHAN GÖKÇE İLE ÜÇÜNCÜ SAYFA
KralFM'de

 




Beş gün olsun, benim olsun

Beş gün olsun Bedirhan Gökçe
www.bedirhangokce.com


Şöyle keyfime göre tatil yapmayalı kaç yıl oldu bilmiyorum...

İzin başka bir şey, tatil başka bir şey karıştırmayın. Her tatil izindir ama her izin tatil değildir.

Görünürde iki haftalık izne çıkıyorum ama 3 günü geçmiyor “tatil” amaçlı bir yere gidişim.

Ne suyunda yüzebiliyorum adamakıllı, ne dağına çıkabiliyorum.

Ne toprağını gezebiliyorum dallarından tutarak, ne sahilinde yürüyebiliyorum.

Oysa, nasıl severim güneşten gölgeye kaçıp tatil için ayırdığım romanları okuyup, cırcır böcekleri ile herkesten uzak bir köşede akşamı beklemeyi.

Nasıl severim gece sahilde ateş yakıp arkadaşlarla gitar ve bağlama eşliğinde bir şeyler söylemeyi, o ateşte çay demleyip uzun uzadıya sohbetler etmeyi.

Normal hayatımın tersine biraz daha güne erken uyanıp ailece balkonda kahvaltı etmeyi, bir yere yetişme kaygısı olmadan günlük gazeteleri bulmacasına kadar çözmeyi…

Akşam yemeği sonrası çevreden gelen yoğun müzik karmaşasının içinde yazlık bahçelerinde oturan insanlarla sohbet edip en aylak yürüyüşle çekirdek çitlemeyi…

Ama olmuyor işte, sebebini de buldum hatta suçlusunu:

CEP TELEFONU

Bu cep telefonu çıktığından beri kendimden bile kaçamıyorum. Hane halkı “tatilde bari bırak şu telefonu” derken, “şu yemeğini ye de öyle bak bari” derken, toplu sohbetlerde gizlice sessize alırlarken, arayanda sağ olsun; “ya tatilde de rahatsız ediyoruz ama” diye başlayan cümlesini 15 dakikada toparlarken olmuyor işte…

Ee sen de kapat telefonunu ver menajerlerine baksın dediğinizi duyar gibiyim, emin olun ben de öyle yapıyorum.

Bu benim bahsettiğim tatile indirgenmiş en az, en önemli ve acil görüşmelerim…

Bazen geldiğiniz noktada bazılarının hakkı vardır, bulunduğunuz noktada olmasa bile sizin üzerinizde hakları vardır ve hiç hakkı olmasa da “tatil keyfinizden ödün vermediğiniz için telefonunu açmayarak” hakkı geçecek olanlar vardır…

İşte bu hak ya da haklar sizin yapacağınız tatilden çoğu zaman daha önemlidir veya bana daha önemli gelmektedir ama benimle tatil yapmak zorunda olan ve bir sene bunu bekleyen garip ev halkımın hakkı da her sene bu yüzden benim boynumu bükmektedir…

Anladım ki herkese yetişeyim dersen kimseye yetişemiyorsun.

Herkesi mutlu edeyim dersen, kimseyi mutlu edemiyorsun…

İşte bu yazıyı yazmamın sebebidir ki peşinen, rical-i devletten, ricali millete kadar herkesten 15-31 Temmuz arası yokum ve beni aramayın.

Peki sizinle bütün bunları niye paylaştım.

Eğer sizin de böyle bir derdiniz var da anlatamıyorsanız, bu yazıyı genelden özele yollayın.

Yok… benim zaten böyle bir problemim yok diyorsanız o zaman benim yerime sahilde dolaşın, geceleri kumsalda “Akdeniz akşamlarını” mırıldanın, çekirdek çitleyin yatın uzanın. 15 gün sonra dinlenmiş bir okur ve sağlam bir dinleyici olarak radyolarınızın başına geçin.

Ben sizleri çok seviyorum işte bu yüzden.

Beş günde olsa kendinize ayırın

-----------------------------------

* Şiir Dinletileri ve Organizasyonlar İçin Menajer Hattı: 0 536 629 34 34 & 0 505 525 74 74 
* Hafta içi her gün 23:00-01:00 arasında, BEDİRHAN GÖKÇE İLE ÜÇÜNCÜ SAYFA
KralFM'de

 



Reklam
77°
25°
°F | °C
Partly Cloudy
Humidity: 89%
Wind: NE at 3 mph
Sun
Partly Cloudy
77 | 87
25 | 30
Mon
Sunny
78 | 87
25 | 30
Tue
Sunny
76 | 85
24 | 29
Wed
Sunny
76 | 85
24 | 29

En Son Yorumlar

  • Gözyaşı Medeniyeti
    Ömer Öztürkmen abiye Allahü tealadan şifa dilerim. Bu güzel hizmette emeği geçenlerden, başta Rahim ...
    31.07.10 16:09
  • Şenay Düdek'in Ahmet Kaya pişmanlığı
    Şenay Düdek gaza gelmiş gelmemiş,söylem iş söylememiş ne önemi var?Asıl soru sorulması gereken ''Gün...
    31.07.10 11:30
  • Gözyaşı Medeniyeti
    Gözyaşı kıymetlidir. Gözyaşı döken ondan kıymetlidir.
    31.07.10 10:30
  • Hep aşktan sorarlar...
    Daha ne denir ki? Tek kelime ile muhteşem... Abim çok özledik seni ve sesini, inşallah hayırlısıyla ...
    30.07.10 17:14
  • Kılıçdaroğlu'na dava!
    Kılıçdaroğlu çok konuşuyor, kılıçdaroğlu boş konuşuyor, kılıçdaroğlunun çıkışı saman alevi gibidir, ...
    30.07.10 01:01
  • 11 Eylül'de Kur'ân-ı Kerim yakmaya hazırlanıyorlar...
    onlar kuranı kerimi yakmaya başladıklarında bütün türk tvleri kuranın mealini tüm dünyaya duyursunla...
    29.07.10 17:23
  • Türkiye hakemi de yenebilmeli
    Kaleminize sağlık. Teşekkürler.
    28.07.10 20:38
  • Hep aşktan sorarlar...
    tadanlar için ne mutlu,tatmayanl ar için yazık böyle güzel bir duyguyu herkesin yaşaması gerek diye ...
    28.07.10 20:29
  • Hep aşktan sorarlar...
    Merhabalar yüreği ve gönlü güzel olan dost.Aşk ehline aşık Sefai ye aşkı soralım:Damarım a kan sızıs...
    28.07.10 13:32
  • Hep aşktan sorarlar...
    abi Cemal safi'nin "tek hece aşk" şiirini her gün dinliyorum ve bıkmıyorum senin sesinden... muhabbe...
    28.07.10 12:36
sikisporno izlepornoLiseli sikişporno sikişsikiştürk pornogizli çekim sikişporno izlecinsel sohbetlida