logo
Reklam

Ali Ulurasba

Darbe, olmadı iç savaş

Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-ansi-language:#0400; mso-fareast-language:#0400; mso-bidi-language:#0400;}

Vatana ihanet dedikleri bu olsa gerek. Hükümeti devirmek, 13 Eylül sonrasında yeni planları servise koymak için birileri sağda solda halkı ateşlemeye başladı.

Bazıları tarafından Amerikanın bölgedeki taşeronu olarak nitelendirilen AK Parti’yi

devirmek için her şey mubah. Yarın bu düzeni kurmaya çalışanlar CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nu veya MHP’li devlet Bahçeli’yi de devirmek için her şeyi mubah görecekler. Bu kadar basit. Tıpkı Baykal’ı yok etmek için “Kaset” olayını ortaya çıkması gibi.

Son olan İnegöl… Hatay… Trabzon… İnegöl’de polis araçlarına yapılanlar göz korkutucu ve iç karartıcı.

Bazı çevrelerin “iyi oluyor AK Parti”ye dedikleri neredeyse yüzlerinden okunuyor.  “Demokratik açılımın sonucu bu!..”

“Anayasa değiştirmenin, referanduma gitmenin!..”

 

İyi ya da kötü, doğru ya da yanlış bir şeyler değiştirilmeye çalışılırken bu derece fütursuzca bu ülkede taşların yerinden oynatılması bu olaylara göz ucuyla bakın sevinenler de o kaosun altında kalacaklar.

Provakasyonları kim yapıyor?

Kim askerleri, polisleri kim vuruyor, şehit ediyor?

Bu güne kadar İnegöl’ün ismini bile bilmeyenler böylesi sakin bir yerde nasıl böyle bir olayın olduğunu hiç sormuyor mu?

Bu olayların ne açlıkla, e yoksullukla, ne işsizlikle bir alakası yok kimse anlayamadı mı ki, CHP Lideri Kılıçdaroğlu bile olayların yoksulluktan kaynaklandığını söylüyor.

Eğer bu olaylar bir tek AK Partiyi yıkmak içinse 1 seneden daha az bir zaman kaldı sandığa.

Ancak olmadık şekilde bu hükümetin iktidardan götürülmesi düşünülüyorsa bu olmayacak.

Olmayacağına şöyle dayanak da gösterebiliriz: İngiltere Başbakanının Türkiye’yi ziyaretinde yaptığı açıklamalar. Bunları gazetelerden veya televizyonlardan ya da internet üzerinden yabancı basıdan takip edebilirsiniz.

Ama içerideki hainler ortaya çıkarılması bu süreçte önemli. İnsanları ayağa kaldıran, kardeşi kardeşe kırdırtan isimler… Onlar kimler mi?

 

Şöyle bir iyice bakmak gerekiyor sağa ve sola… O zaman görülecektir. Ki, darbe yapamayanlar artık ülkeyi birbirine düşürüp, kutuplara ayırıp iç savaş çıkarmak. Bunun sinyalleri hem de en ağır biçimde alınmış durumda.

Çıkan belgeler… Yapılan açıklamalar… Körüklenen gerilim…

Dikkat edin… Sağduyunuzu kaybetmeyin…

 

Bu referandumda “Evet” de çıksa “Hayır” da çıksa olağanüstü şeyler olmaz. Olmamalı… Dünyanın sonu değil… Sistem yerine oturacak. Böyledir bu işler… Ancak siz referandumu bir savaşa döndürürseniz olağanüstü günlere de hazırlıklı olun.



Neden?

Ali Ulurasba Ali Ulurasba

TSK’ye Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi veren maddenin pratikteki anlamını Demirel şu sözlerle anlattı: “Tüm askeri müdahalelerin hukuki gerekçesi olarak yorumlandı. Askerler tarafından her seferinde ‘Bırakalım da ülke yıkılsın mı? Bu gidişata seyirci kalamayız’ şeklinde kullanılageldi. O madde durduğu sürece, öyle de anlaşılmaya devam edecek. Bir an evvel ortadan kaldırılması meselesi çok konuşuldu ama bugüne kadar mümkün olmadı.”

Neden mümkün olmadı Sayın Demirel?

Böyle sormak gerekiyor; neden mümkün olmadı? Neden yapamadınız. Neden bu ülkeyi bu hale getirdiniz? Neden? Neden? Neden?

Belki de hesap sorulması gereken isimler yanlaş yerde aranıyor, ne dersiniz?

Zaten her zaman söylemişimdir, bizim en büyük eksikliğimiz ve eksik kalacağımız yer Demirel’in, Erbakan’ın, Ecevit’in, Baykal’ın, rahmetli Türkeş’in kısacası bu ülkeyi yönetin insanların anılarını yazmaması. Kendiyle yüzleşmemesi ve günah çıkarmamaları…

Keşke yaşayan liderler bunu şimdi yapsalar.

Demirel ve Erbakan da ara sıra çıkıp bir şey söylemese ve kavgayı bırakıp kendilerine bir kez baksalar.

“Nerede yanlış yaptık?” diye sorsalar.

Hesap vermek adına değil, bir insan olarak… Belki gözyaşlarını tutamadan, duygularına engel olmadan; yıllarca devlet adamlığı yaptığını düşünerek o katı muhafazakar yapı içinden kurtularak, samimiyetle ve ciddiyetle, laubalilikle değil samimiyetle, bir insan gibi yaşadıklarını ortaya dökseler ve son 60 yılda bu ülkede ne olmuş ne bitmiş anlayabilsek.

Ancak bu mümkün olmayacak. Bugün gelinen noktada bile, bu insanlar muhafazakarlıklarını koruyacaklar, katı devletçiliklerini de… Yüzlerindeki asık ifade ölümlerin de bile peşlerini bırakmayacak.

Maskeleri kim kaldırabilir? Kim samimiyetle kendisini anlatabilir?

Mesele belki de budur. İnsanın önce kendinden hesap sorması. Kendiyle hesaplaşması, sonra zaten hesap başka yere döner.

 

Ancak keser döner sap döner ve yanlış hesap Bağdat’tan döner. İşte zaman ilerledikçe her şey değişiyor ve olanlar bir bir ortaya dökülüyor.

Türkiye sadece gerçeği değil yepyeni bir toplum ve devlet olma arayışını da gerçekleştiriyor. Kör topal da olsa gerçekleştirmeye çalışıyor.

Ancak tekrar başa dönersek “Neden?” konuşması gerekenler, yazması gerekenler kendi gerçeklerinden kaçtıkları gibi bugünün gerçeklerinden ve en önemlisi kendi gerçeklerinden de kaçıyor?

Bu sorunun cevabını bulabilir miyiz?



Yüzünü eskitme

Ali Ulurasba Ali Ulurasba



15 yıl önce, dünya vicdanını kaybetmiş bir travma halinde Bosna’da yaşatılan vahşeti izliyordu. Sadece Srebrenitsa’da 8 bin kişi öldürüldü. Toplum mezarlara konuldu. O günden bu yana bu toplu mezarlardaki insanlarda DNA araştırması yapıldı ve bugün ancak daha huzurlu bir mezarda yatmaya başladılar.

Savaş kanlı yüzünü gösterdi. Bir kelime olarak bile ürkütücü olan SAVAŞ yok edici varlığıyla acımasızca yakıyor, yıkıyor. İnsan savaş başladığında kendini kaybediyor insanlıktan çıkıyor ve hayvanlaşmanın ötesinde bir değişim geçiriyor.

Avrupa’nın göbeğinde yaşandı üstelik bu katliamlar…

Silah tüccarlarının emrindeki bazı siyasi beyinler “Neler oluyor?” diye sormadılar. Bir plan vardı ve uygulanıyordu.

Bugün o katliama şahitlik edenlerin yürekleri hala yaralı. Yine o gün a katliamları yapmış olan askerler komutanlar vicdanlarının beyin çeperlerine çarpan kanlı çığlığından rahatsız, katliam yaptıkları yerlere gidip bir ruhsal sorgulamaya girmişler, af diler gibi.

Hangisi insanın gerçek hali, bir bombayla lime lime olmuş kanlı, gözleri yerine bir çift siyaha yakın kırmızı göz yuvaları mı, yoksa bir insanı bu hale getiren diğer insan mı?

 

Bugün ülkemizde savaş çığlıkları atılıyor. İç karışıklıktan bahsediliyor. PKK kanlı yüzüne her gün yeni bir çentik atarken ve saldırılarını azaltmak yerine artırmayı planlarken… Birkaç nerde konuşlandığı ve kim olduğu artık bilinemeyen PKK lobisi, birkaç PKK baronu, bunların akarı altına yerleşmiş birkaç PKK aklı evveli, masum gençleri kandırarak sadece dağa değil şehirlere de göndertip bombalar attırıyor.

Yönetim ise lider randevusuyla, açılımla, cephede çömelme retoriğiyle uğraşıyor. Yıllardır devam eden söylem de aynı, “Onlar değil biz çözeriz!”

Sorunun ne olduğundan haberi bile olmayan insanlar koca koca meydanlarda, koca koca laflarla halkı kandırıyor. “Biz çözeriz!”

Nasıl?

Pozitif ayrımcılıkla mı?

Anayasayı değiştirerek mi?

Erken seçimle mi?

Silahla mı?

Yeni bir açılımla mı?

Bütün bu söylemler devam ederken insanlar kanıyor, insanlık kanıyor. Derin bir akıl tutulması ve düşünce yaralanması sarıyor her yeri. İbret almak ise hak getire…

Filistin hala ağlıyor, Srebrenizta ağlamıştı yarın Diyarbakır’ın gözyaşlarını kim tutabilecek?

Kansız en ağır yenilgi, kanlı bir zaferden bin kat daha iyidir insanlık için.

Adını ne koyarsanız koyun; savaş, terör kim tarafından gelirse gelsin önce öldüreni öldürüyor bu eylem. Oysa katiller yaşadıklarını düşünürler. Ne büyük bir yanılgı.

 

Filistin’in… Srebzenitza’nın hesabını veremeyenler Anadolu’da akın kanın hesabını da veremeyecekler ancak bir gerçek var onlar da yavaş yavaş ölüyor; ölmeli de. Önemli olan onlar ölürken yanlarında masum insanları götürmemeleri, sadece onlar için kansız bir savaş verilmeli. Kim için elbette yüzüne baktığınızda günahsız olmanın masumluğunu içinde taşıdığı için bakanı her zaman gülümseten, mutlu eden, insanın içine huzur veren ve insana yaşadığını hissettiren Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Ermeni, Yahudi, Filistinli… çocuklar için.

Ki yüzümüz eskimiyorsa bu çocukların sayesindedir.



Reklam
77°
25°
°F | °C
Partly Cloudy
Humidity: 89%
Wind: NE at 3 mph
Sun
Partly Cloudy
77 | 87
25 | 30
Mon
Sunny
78 | 87
25 | 30
Tue
Sunny
76 | 85
24 | 29
Wed
Sunny
76 | 85
24 | 29

En Son Yorumlar

  • Gözyaşı Medeniyeti
    Ömer Öztürkmen abiye Allahü tealadan şifa dilerim. Bu güzel hizmette emeği geçenlerden, başta Rahim ...
    31.07.10 16:09
  • Şenay Düdek'in Ahmet Kaya pişmanlığı
    Şenay Düdek gaza gelmiş gelmemiş,söylem iş söylememiş ne önemi var?Asıl soru sorulması gereken ''Gün...
    31.07.10 11:30
  • Gözyaşı Medeniyeti
    Gözyaşı kıymetlidir. Gözyaşı döken ondan kıymetlidir.
    31.07.10 10:30
  • Hep aşktan sorarlar...
    Daha ne denir ki? Tek kelime ile muhteşem... Abim çok özledik seni ve sesini, inşallah hayırlısıyla ...
    30.07.10 17:14
  • Kılıçdaroğlu'na dava!
    Kılıçdaroğlu çok konuşuyor, kılıçdaroğlu boş konuşuyor, kılıçdaroğlunun çıkışı saman alevi gibidir, ...
    30.07.10 01:01
  • 11 Eylül'de Kur'ân-ı Kerim yakmaya hazırlanıyorlar...
    onlar kuranı kerimi yakmaya başladıklarında bütün türk tvleri kuranın mealini tüm dünyaya duyursunla...
    29.07.10 17:23
  • Türkiye hakemi de yenebilmeli
    Kaleminize sağlık. Teşekkürler.
    28.07.10 20:38
  • Hep aşktan sorarlar...
    tadanlar için ne mutlu,tatmayanl ar için yazık böyle güzel bir duyguyu herkesin yaşaması gerek diye ...
    28.07.10 20:29
  • Hep aşktan sorarlar...
    Merhabalar yüreği ve gönlü güzel olan dost.Aşk ehline aşık Sefai ye aşkı soralım:Damarım a kan sızıs...
    28.07.10 13:32
  • Hep aşktan sorarlar...
    abi Cemal safi'nin "tek hece aşk" şiirini her gün dinliyorum ve bıkmıyorum senin sesinden... muhabbe...
    28.07.10 12:36
sikisporno izlepornoLiseli sikişporno sikişsikiştürk pornogizli çekim sikişporno izlecinsel sohbetlida