logo
Reklam

Sağlık

Diş sağlığına dikkat!

dissagligiHamilelik sırasında oluşan hormon artışı, ağız mukozasını dış etkenlere karşı özellikle de bakteri plaklarına karşı daha hassas yapar. Plak birikimi ve diş eti hastalıklarıyla hamilelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu nedenle hamilelik öncesinde tam bir ağız muayenesinden geçerek ağız hijyenine kavuşmalı ve bunu sürdürme alışkanlığını kazanmalısınız.

20'lik Dişler Ve Öncesindeki Sorunlar
Hamilelik süresince anne adayının karşılaşabileceği diş problemlerinden bir diğeri de 20 yaş dişlerinin yarattığı sorunlar. Antibiyotik tedavisi ve hatta diş çekimi gerektirebilecek bu problemlerle karşılaşmamak için hamilelik öncesi 20 yaş dişleriniz için mutlaka diş doktorunuzun kontrolünden geçin.

Diğer bir sorun, hamilelik öncesinde diş etlerinde var olan rahatsızlıkların hamilelikte şiddetini artırması. Kanamalı, ağrılı ve şiş olan diş etleri bir süre sonra sizi rahatsız etmeye başlayabilir. Diş eti rahatsızlığına sahip anne adayları, bunun tedavisini yaptırmadan ve bu rahatsızlığı tümüyle kontrol altına almadan hamile kalırlarsa, erken doğum ve düşük kilolu bebek riski ortaya çıkabilir.

Hamileler Diş Sağlığı İçin Ne Yemeli?
Dengeli beslenmenin hayatımızın her döneminde olduğu gibi hamilelik döneminde de çok önemli. Hamilelikte alınan besinlerin bebeğin gelişimini de doğrudan etkiler. Diş gelişimi hamilelik sürecinde etkilenebilir. A, C, D vitaminlerini, kalsiyumu, proteini ve fosforu yeterli miktarda almak, bebeğin dişlerinin sağlıklı olmasının temelini atar. Süt ve süt ürünleri, beslenmedeki kalsiyum kaynakları. Ayrıca yeşil yapraklı sebzeler de bu dönemde sıklıkla alınması gereken besinlerden. Anne adaylarının, özellikle yemek aralarında, şekerden mümkün olduğu kadar uzak durmaları gerekir. Kurutulmuş meyve, karamel gibi yapışkan ve şekerli yiyeceklerden kaçınmalarında fayda var.

 

haberturk.com

E.T.



Alzheimer'in ilacı B vitamini

meyveeOXFORD Üniversitesi’nde görev yapan bilim insanları, genellikle yaşlılarda görülen Alzheimer rahatsızlığı için şaşırtıcı bir çözüm önerisinde bulundu.

Araştırmaya göre her gün yüksek dozda B vitamini tableti kullananlarda, Alzheimer’a neden olan zihinsel bozukluklar yüzde 53 oranında azalıyor. Profesör David Smith, “Çok basit bir çözüm: Birine bazı vitaminler veriyor ve beyni korumaya alıyorsunuz” diye konuştu. İnsan beyni, 60 yaşından sonra yılda yüzde 0.5 oranında büzüşüyor. Ancak Alzheimer’a yakalananlarda bu oran yüzde 2.5’e kadar çıkabiliyor. B vitamini kullananların beyinlerindeki büzüşme hızı azalıyor.

Hürriyet

M.T.


Bayramda nasıl beslenmeliyiz?

baklavaÖzel Lokman Hekim Sincan Hastanesi'nden Diyetisyen Emine Sezgin, oruç tutmaya alışan vücudun Ramazan ayının bitmesiyle beraber bir anda fazla yemekle doldurulmaması gerektiği uyarısında bulundu.

 

Özel Lokman Hekim Sincan Hastanesi'nden Diyetisyen Emine Sezgin, oruç tutmaya alışan vücudun Ramazan  ayının bitmesiyle beraber bir anda fazla yemekle doldurulmaması gerektiği uyarısında bulundu. Sezgin, 'Bayramlarda mide yanmaları ve bağırsak problemleri artar. Bunun nedeni çok miktarda çikolata ve tatlı tüketimidir. Bayramlar kalp hastalığı, şeker hastalığı olan kişiler için risklidir. Bu kişiler yine beslenmelerine özen göstermelidirler' dedi.

Emine Sezgin, Ramazan ayı boyunca oruç tutulduğu ve günlük öğün sayısında azalma olduğu için beslenme alışkanlıklarında çeşitli değişiklikler meydana geldiğini hatırlattı. Bayramda ise yeme özgürlüğüne kavuşmuş olduklarını düşünen bireylerin normalden fazla besin tüketimine meyilli olduklarını belirten Sezgin, 'Gelenekselleşmiş olan bayram ziyaretleri nedeniyle tatlı ve çeşitli ikramlarla dolu tabakların tüketimi artar. Bu keyifle geçirilmesi gereken günlerde bu ikramların miktarlarına dikkat ederek tüketilmelidir. İkram edilen her şeyi bitirmek yerine tadına bakmanız sizi de ev sahiplerini de mutlu edecektir' diye konuştu.

BAYRAMLARDA MİDE YANMALARI ARTIYOR

Sezgin, özellikle bayramlarda mide yanmaları ve bağırsak problemlerinin arttığına dikkat çekerek, şunları söyledi:

"Bunun nedeni çok miktarda çikolata ve tatlı tüketiminizdir. Bayramlar kalp hastalığı, şeker hastalığı olan kişiler için risklidir. Bu kişiler yine beslenmelerine özen göstermelidirler. İçerdikleri yoğun şeker ile vücudun boş bir enerji almasına neden olacağı için vücut ağırlığı ile ilgili problemleri olan kişilerde yine tüketimlerine dikkat etmelidirler. Çikolata ve tatlı tüketimi çocuklarda aşırı tüketim nedeniyle ishal ve kusmaya neden olabileceği için çocukların bu yiyecekleri tüketmelerine sınırlama getirilmelidir. Gün içerisinde yine az ve sık yeme alışkanlığının devam ettirilmesi gerekir. Oruç tutmaya alışmış vücudun bir anda fazla yemek ile doldurulmaması gerekmektedir. Aşırı yağlı yiyeceklerden, kızartmalardan, sindirimi zor olan besinlerden biraz uzak kalmak sağlıklı bir bayram geçirebilmek için iyi olacaktır. Şeker, kalp, yüksek tansiyon hastaları ve diğer birçok kronik hastalığı olan kişilerin bayramda da beslenme programlarına dikkat etmesi ve bayramı kaçamak için bir fırsat olarak
değerlendirmemeleri gerekir. Özellikle 0-12 yaş grubu bebek ve çocukların, büyüme ve gelişime katkısı olmayan, boş kalori kaynağı şeker ve şekerli ürünlerden uzak tutulmaları, tüketimlerine bir miktarda olsa kısıtlama getirilmesi bayram günlerini daha güzel ve sağlıklı geçirmenizi sağlayacaktır."

Diyetisyen Emine Sezgin, Ramazan Bayramı ile ilgili şu tavsiyelerde bulundu:

- En önemli öğün olan kahvaltı kesinlikle atlanmamalıdır.

- Su tüketimine dikkat edilmeli ve günlük 1,5- 2 litre su tüketmeye çalışılmalıdır.

- Ziyaretlerdeki çay ve kahve ikramlarına dikkat edilmelidir. Günlük içeceğiniz çay miktarı 3- 4 bardağı, kahve ise 2 fincanı geçmemelidir. Mümkünse bitkisel çaylar tercih edilmelidir.

- Şerbetli ve hamurlu tatlı yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.

- Bayram için hazırlanan çok çeşitli ikramlar karıştırılmadan az az tüketilmelidir.

- Yine fiziksel aktivitenin önemi unutulmadan hareket edilmelidir.

 

İHA

E.T.



Sağlık Bakanlığı'ndan şok açıklama

vvirusSağlık Bakanlığı, Yunanistan'da 18 kişinin ölümüne yol açan Batı Nil virüsüne Türkiye'de de rastlandığını açıkladı.

Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nden yapılan açıklamada, ''Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye'de de rastlanılmıştır'' denildi.

Türkiye'de 3 kişi öldü!

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Mustafa Ertek, ülkemizde rastlanan Batı Nil virüsü hakkında bir basın toplantısı düzenledi. Ertek yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Hastalık görüldüğü bikldirimi yapılmıştır. Enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi bilimsel bir araştırma kurumu oluşturulmuş ve incelemeler başlatılmıştır. Manisa'da 16 hastada yapılan incelemelerde özellikle hava sıcaklıklarının çok yüksek olmasından nedeniyle kalp, akciğer hastalığı gibi nedenlerden hayatını kaybetmiş. Burada bir hastada Batı Nil virüsüne rastlanmıştır. Bugüne kadar 5 ilden 7 vakaya Batı Nil Ateşi tanısı konuldu. Bu hastalardan 3'ü kaybedildi.

Manisa'da bu vakaların ön tanısının konduğu andan itibaren Ege ve Hacettepe Üniversitesi bu bölgedeki sineklerde araştırmaya başlamıştır. Batı Nil virüsüne yakalananlarda bir belirti ve bulgu olmaz. Yüzde 80'inde durum böyledir, yüzde 20'sinde belirti olarak Batı Nil ateşi başlar. Kuluçka süresi 2-5 gün arasındadır. En önemli belirtileri baş ağrısı, kusma ve bilinç değişikliğidir. Ciddi vakalar hastanelerde yatırılarak izlenmelidir. Batı Nil virüsü için geliştirilmiş bir aşı yoktur. Sivrisineklerle mücadele temel. Kapı ve pencerelerden sivri sineklerin girmesini engellemek, sivrisineğin bol olduğu yerlerde kapalı kısımlarda bulunmak, uzun kollu kıyafetler giymek hastalığı önler.

Üstüne basa basa söylüyorum, bir salgın söz konusu değildir. Sonbahara girmiş olmamız, az sayıda vakanın görülmüş olması bizim açımızdan, vatandaşlar açısından ciddi bir tehlike olmadığını gösteriyor. İlerleyen günlerde de bunlarla ilgili bilgi vereceğiz."

BAKAN AKDAĞ: SİVRİ SİNEK ISIRMALARINA DİKKAT

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Manisa'da hayatını kaybeden 3 kişide Batı Nil Ateşi virüsünün tespit edildiğini belirterek, sivrisinek ısırmalarına karşı vatandaşları uyardı.

Sağlık Bakanlığı'nın bu konuyla ilgili çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Bakan Akdağ, çevre ülkelerde görülen ve Türkiye'de rastlanan Batı Nil virüsünün sivrisinekle mücadeleyle önüne geçileceğini belirtti. Bu virüsün özellikle yaz aylarında hava sıcakken yayıldığını sonbahara gelinmesi ve havaların soğumaya başlamasıyla birlikte endişe verici bir durumun olmadığı belirten Bakan Akdağ, özellikle gelecek sene için belediye ve özel idare ekiplerinin sivrisinek, haşere mücadelesinde daha titiz davranmaları gerektiğini vurguladı.

Endişe verici bir durumun olmadığını kaydeden Bakan Akdağ, Türkiye'de 5'e yakın ilde bu virüs şüphesiyle vakalara rastlandığını ve Manisa'da hayatını kaybeden 3 kişide Batı Nil virüsünün tespit edildiğini söyledi. Akdağ, virüsün sivrisinek yoluyla bulaştığını, sivrisinek ısırmalarına karşı vatandaşları uyardı.

BATI NİL VİRÜSÜ

Batı Nil Virüsü, genellikle kuşlarda görülüyor. Ancak insanları, atları, köpekleri, kedileri, maymunları ve evcil tavşanları da etkilediği biliniyor.

Birçok ülkede bu virüsten kaynaklanan hastalık ya da ölümlerin verileri tutulmuyor. Ancak ABD, bu verileri koruyor. 2009 yılında ABD'de 663 kişide bu virüstün görülürken, tanı konulamayan 302 kişinin de hastalık belirtileri gösterdiği belirtiliyor.

Virüsün görüldüğü 663 kişinin 30'u hayatını kaybetti. Bir diğer deyişle 2009 yılında ABD'de Batı Nil Virüsü'nden ölüm oranı yüzde 4.5 oldu. Virüs, enfekte olmuş bir sineğin ısırmasıyla bulaşıyor.

Kesin bir bulgu olmamakla birlikte gösterdiği semptomlar nedeniyle Büyük İskender'in olası ölüm sebepleri arasında gösteriliyor. Virüs, ilk defa 1937 yılında Batı Nil bölgesinde bulunan Uganda'da 37 yaşındaki hasta bir kadının vücudundan çıkarıldığı için Batı Nil Virüsü olarak isimlendiriliyor.

ATEŞLE KENDİNİ GÖSTEREN HASTALIĞIN AŞISI YOK

Verilen bilgiye göre hastalık, kendini ilk olarak ateş ile gösteriyor. Bu belirtileri, baş ağrısı, kas ağrıları, iştah kaybı, bulantı, kusma ve ishal, ciltte kızarıklık, lenf bezlerinin şişmesi, coğrafi dağılım izliyor. Hastalıktan korunmak için herhangi bir aşı mevcut değil.

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Batı Nil Virüsü'nden korunmak için özelikle hasta veya ölmekte olan kuşlara dikkat edilmesi gerekiyor.

Sivrisineklerin hakim olduğu saatlerde, özellikle gün ağarırken, akşam karanlığında ve akşamın erken saatlerinde gereksiz dış mekan faaliyetlerinden kaçınılması öneriliyor.

Sivrisineklerin istila ettiği alanlarda uzun kollu gömlek ve pantolon giyilmesi tavsiye ediliyor.

Cilt üzerine ve giysilere yoğunluğu yüzde 10 ila yüzde 30 arasında değişen sivrisinek kovucu ilaç sürülmesi öneriliyor. Yoğunluğu yüzde 10 olan bir koruyucunun yaklaşık iki saat etkili olduğuna ise dikkat çekiliyor.

YOLCULAR İÇİN RİSK

Ilıman bölgelerde Batı Nil virüsü, ilkbahar sonlarında başlayan, genellikle Ağustos ve Eylül aylarında doruğa ulaşan bir mevsimsel kalıp izliyor.

Güney iklimlerinde yaşayan insanlar, bütün bir yıl boyunca enfeksiyona yakalanma riski ile karşı karşıya bulunuyor.

DÜNYADA HASTALIK NEDENİYLE ÖLÜ SAYISI ARTIYOR

Yunanistan'da geçen ay ortaya çıkan Batı Nil Virüsü nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 18'e ulaştı.

Yerel basında yer alan haberlerde, Batı Nil Virüsünün bulaştığı tespit edilenlerin sayısının 177 olduğu, hastanelerde 9 hastanın yoğun bakım ünitelerinde tutulduğu açıklandı. Özellikle Yunanistan'ın kuzeyinde görülen vakalarda hayatını kaybedenlerin büyük bölümünü 70 yaş üstü hastalar oluşturuyor. Hastalığın Romanya'da da görüldüğü ve ölümlere yol açtığı kaydedildi.

 

İHA

E.T.



"Batı Nil Virüsü" açıklaması...

batinilvirusuSağlık Bakanlığı, sivrisinekten bulaşan Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye'de de rastlandığını açıkladı. Bakanlık, bugün saat 13.00'da konuyla ilgili oluşturulan Bilim Kurulu ve Bakanlık yetkililerinin katılacağı bir basın toplantısı yapacak.

Manisa Devlet Hastanesinde ateş, baş ağrısı, bilinç değişikliği ve vücutta döküntüler sonucu gelişen bir hastalığa bağlı olarak 6 kişinin ölümünün ardından, şüphelenilen Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı, hastalıkla ilgili olarak yapılan analiz sonuçlarına göre, ilk bulgularda herhangi bir enfeksiyonun şu ana kadar saptanmadığını bildirmişti. Yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verilmişti:

''Bilim kurulumuz 26 Ağustos 2010 tarihinde yaptığı son toplantıda, Manisa'dan gelen uzmanla birlikte tüm vakalar ayrıntılı biçimde tekrar değerlendirmiştir.

Bu değerlendirme sonucunda hastaların genellikle ileri yaşlarda ve altta yatan kronik hastalıklarının olduğu, bir kısmının uzun süre güneş altında çalıştığı veya yürüdüğü belirlenmiştir. Dolayısıyla hayatını kaybeden 6 hastanın ölüm sebebi, benzer bulgularla seyreden hastalıkların kümelenmesi şeklinde yorumlanmıştır.

Hastalığın 20 Ağustos 2010 tarihinden itibaren görülmediği, bu durumun hava sıcaklığında ciddi düşmelerin olduğu tarihlerle örtüştüğü görülmüştür.

Hastalığın görüldüğü dönemde komşu ülkelerde benzer belirtilerle seyreden hastalıklar olması nedeniyle konu bu yönüyle de araştırılmaktadır. Bu değerlendirme paralelinde hastalığın 2 hafta süreyle takip edilmesine ve ileri tetkiklere devam edilmesine karar verilmiştir.''

ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR RİSK ALTINDA

Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ölümlere yol açan ve Türkiye'de de kendini gösteren ''Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu'' özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler ve HIV/AIDS hastaları gibi bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde hayati risk taşıyor.

AA muhabirinin Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü'nden edindiği bilgiye göre, hastalık özellikle kaynağı kargalar olan rezervuarlardan ''Culex'' türü sivrisinekler aracılığı ile insanlara, atlara ve diğer memelilere bulaşıyor.

Bulaşma, çoğunlukla sivrisinek popülasyonunun aktif olduğu sıcak havalarda meydana geliyor. Bunların dışında kan yoluyla, organ ve doku nakilleriyle, anneden bebeğe anne karnında ve emzirme sırasında söz konusu olabiliyor.

Hastalık, virüsün bulaştığı kişilerde çoğu kez hiçbir belirti ve bulgu vermiyor. Genellikle kişiler farkına bile varmıyor. Yaklaşık yüzde 20 oranında ise Batı Nil ateşi adı verilen, hafif bir enfeksiyon gelişiyor ve tam iyileşme gerçekleşiyor.

Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve HIV/AIDS hastaları gibi bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde Batı Nil virüsü çok ciddi olabiliyor ve beyin iltihaplanmasına ya da beyni ve omuriliğini çevreleyen zarlarda iltihaplanmaya yol açabiliyor. Virüse yakalananların yaklaşık yüzde 1'inden daha azında, şiddetli hastalık görülüyor ve az sayıda vakada Batı Nil virüsü ölümcül olabiliyor.

-ATEŞLE KENDİNİ GÖSTEREN HASTALIĞIN AŞISI YOK-

Verilen bilgiye göre hastalık, kendini ilk olarak ateş ile gösteriyor. Bu belirtileri, baş ağrısı, kas ağrıları, iştah kaybı, bulantı, kusma ve ishal, ciltte kızarıklık, lenf bezlerinin şişmesi, coğrafi dağılım izliyor.

Hastalıktan korunmak için herhangi bir aşı mevcut değil.

-ÖNLEMLER-

Batı Nil Virüsünden korunmak için özelikle hasta veya ölmekte olan kuşlara dikkat edilmesi gerekiyor.

Sivrisineklerin hakim olduğu saatlerde, özellikle gün ağarırken, akşam karanlığında ve akşamın erken saatlerinde gereksiz dış mekan faaliyetlerinden kaçınılması öneriliyor.

Sivrisineklerin istila ettiği alanlarda uzun kollu gömlek ve pantolon giyilmesi tavsiye ediliyor.

Cilt üzerine ve giysilere yoğunluğu yüzde 10 ila yüzde 30 arasında değişen sivrisinek kovucu ilaç sürülmesi öneriliyor. Yoğunluğu yüzde 10 olan bir koruyucunun yaklaşık iki saat etkili olduğuna ise dikkat çekiliyor.

-BATI NİL VİRÜSÜ-

Batı Nil virüsü, ilk olarak 1930'ların sonunda Afrika'da ortaya çıktı. O zamandan bu yana Asya, Avrupa, Orta Doğu ile Kuzey ve Güney Amerika'da yayılan hastalık, Birleşik Devletler'de ilk olarak 1999'daki Doğu Kıyısı salgıyla görüldü.

Sivrisineklerin virüs taşıdığı bölgelere gitmek veya o bölgelerde yaşamak Batı Nil virüsüne yakalanma riskini artırıyor.

-YOLCULAR İÇİN RİSK-

Ilıman bölgelerde Batı Nil virüsü, ilkbahar sonlarında başlayan, genellikle Ağustos ve Eylül aylarında doruğa ulaşan bir mevsimsel kalıp izliyor.

Zaman/KA


porno izle