logo
Reklam

Aile

Uykuya hasret yeni anne-babalara

Yeni bebek sahibi olmuş çoğu anne-baba için deliksiz bir uyku sadece bir hayaldir. Ancak mümkün olduğunca fazla uyuyabilmek için size önereceğimiz basit ipuçlarını deneyebilirsiniz.

Yeni doğan bebekle yaşam saatlerin etrafında dönse de, umut çok uzakta değil aslında. Üç aydan itibaren bebeklerin çoğu gece beş saate kadar uyur. Altı aylık olduktan sonra da dokuz ile 12 saat boyunca uyumaları mümkündür!

O gün gelene kadar ise biraz yaratıcılıkla daha fazla uyumanız mümkün olabilir.

ÖNERİLER

Yeterince uyumanızı sağlayacak sihirli bir formül yok, ancak aşağıdaki denemiş ve onaylanmış ipuçları size biraz fikir verebilir:

Bebek uyuduğunda siz de uyuyun
Telefonun sesini kısın, kirli sepetini saklayın ve mutfak tezgahındaki kirli tabakları unutun. Ev işleri bekleyebilir.

Sosyal nezaketi bir kenara bırakın
Arkadaşlarınız ya da akrabalarınız sizi ziyarete geldiğinde, hamarat ev sahibi olmaya çalışmayın. Bırakın siz biraz dinlenirken, bebeğe onlar baksın, çayı onlar hazırlasın.

Yatak odanızı geri alın
Başlangıçta, özellikle de emziriyorsanız, bebeğin sizin odanızda uyuması en pratik yöntem olabilir. Ancak bebeğinizin nefesi, hareketleri ve genel huzursuzluğu sizin sürekli uyanık kalmanıza neden oluyorsa, iyi bir uyku çekmek için odalarınızı ayırmanız gerekebilir.

Bebek telsizinin sesini de kısın
Yatağa uzandıktan sonra bebeğin her nefesini dinlemek de bebeğin sizin odanızda olması gibi uyumanıza engel olabilir. Telsizin sesini bebeğinizin ağlamasını işiteceğiniz şekilde ayarlayabilirsiniz.

Gece görevlerini paylaşın
Eşinizle her ikinizin de dinlenebilmesine ve aynı zamanda bebeğe bakmanıza olanak veren bir plan oluşturun. Emziriyorsanız, eşiniz bebeği yanınıza verebilir ve bezini değiştirebilir. Biberon kullanıyorsanız bebeği sırayla besleyebilirsiniz.

Kaçınılmazı erteleyin
Bazen gecenin ortasında mızıldanması veya ağlaması bebeğinizin sakinleşmeye çalıştığını gösteriyor olabilir. Bebeğin karnının aç olduğundan ya da bir rahatsızlığı olduğundan şüphe etmiyorsanız, neler olacağını görmek için birkaç dakika beklemeniz sorun olmaz.

İhtiyaç duyduğunuzda yardım isteyin
Güvendiğiniz bir arkadaşınız ya da akrabanızın bebeğe bakma teklifini geri çevirmeyin. İlla da bebeği ona bırakıp bir yerlere gitmeniz gerekmez. Sadece yatak odanıza geçip, kapınızı kapatabilirsiniz. Kendinize ayıracağınız bir saat bile enerji kazanmanıza yardımcı olabilir.

UYUMAK BİR MÜCADELEYE Mİ DÖNÜŞTÜ?

Yeni doğan bebeğinizin bakımı sizi çok yoracağından her an, her yerde uyumanız mümkün olabilecektir. Ancak durum her zaman böyle olmayabilmektedir de.

Uykuya dalmakta zorluk çekiyorsanız, ortamın uyku için uygun olmasını sağlayın. Rahat bir yastık ve yorgan seçin, televizyonu kapatın ve odanız serin ve loş olsun. Kahve ve sigaradan kaçının. Son olarak uykuya dalmak için ıstırap çekmeyin. 30 dakika içerisinde uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir şey yapın. Uykunuzun geldiğini hissettiğinizde yeniden uyumaya çalışın.

Bir ya da iki hafta geçtiği halde uykuya dalmakta zorlanıyorsanız doktorunuza danışın. Altta yatan nedenlerin belirlenmesi ve tedavi edilmesi o çok ihtiyaç duyduğunuz dinlenmeye kavuşmanızı sağlayabilir.

aile.org

BT



Öfke sizi yönetmesin...

Olumlu aile ilişkileri çocukları şiddete yönelme, alkol ya da diğer madde kullanımı ve aşırı riskli davranışlardan korumaya yardımcı olur. Ancak en sevgi dolu ailelerde bile aile üyeleri zaman zaman birbirine öfkelenebilir.

Aile içi iletişimin sağlıklı olması ve ailenin işbirliği içinde hareket edebilmesi durumunda öfke bir sorun haline gelmeden çözümlenebilir.

Ancak doğru şekilde idare edilmediğinde öfke anne-baba ve çocuk arasındaki iletişimi tıkayabilir. Kontrolsüz öfke tehlikeli olabilir ve hatta şiddet davranışlarına yol açabilir.

Yetişkinlerin çoğu öfkelerini idare etmeyi ve sağlıklı biçimlerde dışa vurmayı başaramazlar. Bunun nedeni bazı yetişkinlerin öfkeyi bastırılması gereken bir duygu olarak görmesi olabilir.

Öfkenin çoğunlukla patlamalara ve hatta şiddete yol açtığı ailelerin içerisinde büyümüş olmaları da etkili olabilir. Kimilerine de öfkelenmenin "iyi" olmadığı öğretilmiştir.

Oysa, anne-babaların aile, iş ve toplum yaşamı içerisinde öfkelerini nasıl yönetmeleri gerektiğini bilmeleri önemlidir. Ve bu çok önemli beceriyi çocuklarının da öğrenebilmesi için, sahip oldukları bilgiyi onlarla paylaşmaları da gerekir.

ERGENLİK DÖNEMİNDE ÖFKE SIK GÖRÜLEBİLİR
Ergenlik döneminde çocuğu olan anne-babaların çocuklarının öfkeli davranışlarından şikayet ettiklerini sıklıkla duyarız.

Anne-babalar çocuğun bu davranışları kendilerini kızdırmak için özellikle yaptığını dahi düşünebilirler ve karşılıklı bağırış çağırışlar ve sarf edilen ağır sözler hem anne-babaları, hem de çocukları çaresizlik duygusu içerisine iter.

Ergenlikte yaşanan birçok değişimle birlikte, ergenlerin anne-babalarına karşı öfke ve gücenme duymaları da sık görülür. Ergenler yetişkinliğe hazırlanma mücadelesi verirler. Bazen öfke onlar için bağımsızlıklarını vurgulama yoludur.

Ancak bu anne-babaları yıpratarak onların da öfkeyle karşılık vermelerine ve böylece de karşılıklı kızgınlıkları artıran bir kısır döngünün oluşmasına neden olabilir.

Kontrol dışı öfkeye (ister anne-baba, isterse ergenden kaynaklansın) karşı en iyi çözüm geri adım atmak ve bu güçlü duygularla baş etmenin daha olumlu, sağlıklı yollarını bulmaktır. Bunu sağlamak ise sakinleşerek, disiplinli ve düşünceli bir şekilde davranmak suretiyle mümkün olabilir.

Anne-babalar sükunetlerini koruyarak çocukları için de iyi birer rol modeli olabilir ve çocukları ile yapıcı iletişim kanallarını açabilirler.

Ancak siz sınıra doğru ilerlediğinizi hissederken sükunetinizi nasıl koruyabilirsiniz?

SAKİNLEŞMENİZDE SİZE YARDIMCI OLACAK BAZI İPUÇLARI

Tartışmanın konusunu değerlendirin
Bazen tartıştığınız konu aslında öfkelenmeye veya tartışmaya değmeyecek bir konu olabilir.

Derin bir nefes alın ve ona kadar sayın
Ağzınızdan herhangi bir kelime çıkmadan önce konuyu biraz düşünün.

Yürüyüşe çıkın
Biraz yürüyüş hem konudan uzaklaşmanızı, hem de sakince düşünmenizi sağlar. Biraz yürüyüşün ardından konuyu bambaşka bir gözle gördüğünüzü fark edebilirsiniz.

Sakinleşmek için "kendi kendinize konuşmayı" deneyin
Yani kendi kendinize sakinleştirici şeyler söyleyin. "Rahatlamam ve sakin olmam lazım. Şiddetli bir tartışmayı kaldıramam."

Konuyu doğru çerçevelendirin
Örneğin oğlunuz size karşı saygısızca davranıyorsa, aslında sorun size saygı duymamasından ziyade öfkesini kontrol edememesinden kaynaklanıyor olabilir. Konuyu bu şekilde doğru "çerçeveye" oturttuğunuzda, çocuğunuzun bu sorunu aşmak için sizin yardımınıza ihtiyaç duyduğu gerçeğine odaklanabilirsiniz.

Espriden faydalanın
Bazen espri öfkeyi yatıştırmanın iyi bir yolu olabilir, ancak kırıcı olabilecek alaycılıktan kaçınmalısınız.

Örnek olduğunuzu unutmayın
Çocuklara öfkelerini idare etmeyi öğretmenin en zor yanı anne-babaların kendi davranışlarına dikkat etmeleridir.

Anne babalar şu soruları kendilerine sormalıdırlar:

Ben öfkemi olumlu ve yapıcı biçimlerde ifade edebiliyor muyum?

Çatışmaları başarılı bir şekilde çözümleyebiliyor muyum?

Çocuklarıma öfkelerini kabul etmeyi ve ifade etmeyi öğrettim mi?

ÇATIŞMALARI ÇÖZÜMLEMEK
Çatışmaları yapıcı bir şekilde çözümlemek çok zor olabilir, ancak ailenin her bir ferdinin iyiliği için mutlaka gereklidir.

Sakinleşirseniz, çatışmaya neden olan konular hakkında daha iyi bir konumda olursunuz.

Kendi görüş açınızı belirtin. Sizin açınızdan sorunun ne olduğunu ifade edin. Net ve sakin bir şekilde konuşun, bağırmayın.

Ergen çocuğunuza onun fikrini duymak istediğinizi söyleyin.

O konuşurken ilgi gösterin, dinleyin ve söylediklerini dikkatle değerlendirin.

Fikir ayrılığını kavga etmeden çözümleme yollarını tartışın.

Uzlaşma sanatını devreye sokun. Her ikinizin de rahat edeceği bir orta yol bulmaya çalışın.

Gerektiğinde otoritenizi sakin ancak kararlı bir şekilde vurgulayın.

ÖFKE DİNMEK BİLMEZSE?
Öfke, ailenizden biri açısından kronik bir sorun halini almışsa, altta sizin ya da ergen çocuğunuzun kendi başına halledebileceğinden çok daha önemli bir sorun yatıyor olabilir.

Ailenizin böyle bir kriz noktasında olduğunu düşünüyorsanız veya ailenizde herhangi birinin öfkesini idare etme konusunda ciddi sorunlar yaşadığına inanıyorsanız bir psikiyatri uzmanından yardım alma zamanı gelmiş demektir.

Böyle durumların uzman yardımı gerektirdiğini ve hatta bazı hallerde tüm ailenizin yardıma ihtiyaç duyabileceğini unutmayın.

aile.org

BT



Dikkat eksikliği boşanmayı artırıyor

Yaklaşık 30 yıldır dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) konusunda çalışan Kanada Toronto Üniversitesi Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği Direktörü Prof. Dr. Atilla Turgay, bu rahatsızlığın erişkinlerde boşanmaları ve trafik kazası yapma olasılığını artırdığını söyledi.

Prof. Dr. Turgay, bir beyin hastalığı olan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun, büyük oranda kalıtsal olduğunu belirterek, ''Anne ya da babadan herhangi birinde hastalık varsa çocukta olma olasılığı 3'te bir. Eğer her ikisinde varsa yüzde 50'' dedi.

Hastalığın sadece çocuklara özgü olmadığını, ABD'de bütün toplumu tarayarak yapılan bir araştırmada, erişkinlerin yüzde 4,4'ünde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu saptandığını kaydeden Prof. Dr. Turgay, bir başka araştırmaya göre de gençlerin yüzde 6'sında bu rahatsızlığın belirlendiğini ifade etti.

Prof. Dr. Turgay, ''Eğer bir çocukta dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu varsa erişkin yaşamında da bu rahatsızlıktan muzdarip olma olasılığı epey yüksek. Bunların yüzde 60'ı erişkinliğinde de bu rahatsızlığı gösteriyor. Bu hastalık çocuklukta yoksa erişkinlikte ortaya çıkmaz. Ancak rahatsızlığın biçimi değişir'' diye konuştu.

Hastalığın ''dikkat eksikliği ön planda olanlar'', ''hiperaktivite bozukluğu-düşünmeden davranma ön planda olanlar'' ve her ikisinin birlikte görüldüğü ''birleşik tip ön planda olanlar'' olmak üzere 3 tipi bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Turgay, ''Çocuklukta hiperaktivite daha ağırlıklı. Yaş ilerledikçe hiperaktivite ve düşünmeden davranma azalırken dikkat eksikliği azalmıyor'' dedi.

''YAŞAMDA BAŞARISIZ''
Hastalığın erişkinlerde kendisini ''başarısızlık'' olarak gösterdiğini belirten Prof. Dr. Turgay, ''Bu her alanda başarısızlık. Gelir, baba ve kardeşlerden daha düşük. Eğitim, yaşıtlarına göre daha düşük. Eşle geçim konusunda da güçlükler olabiliyor'' şeklinde konuştu.

Kliniklerinde büyük çoğunluğunu 18-40 yaş arası grubun oluşturduğu hastalık tanısı konmuş 1000 erişkinle ''DEHB belirtileri ve bunların ne kadar sıklıkla görüldüğünü'' araştırdıklarını belirten Prof. Dr. Turgay, bu kişilerin yüzde 98'inin yaşamda başarısız olduğunun tespit edildiğini söyledi.

Belirtiler arasında ikinci sırada ''bekleyememe, yerli yersiz konuşma, müdahale ve unutkanlığın'' görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Turgay, ''Unutkanlığın en önemli özelliklerinden biri, gideceği yeri ve randevusunu, özel günleri unutma. Bu eşler, sevgililer arasında çok ciddi sorunlara yol açıyor. Bu nedenle DEBH olan erişkinlerde boşanma oranı çok yüksek'' dedi.

Prof. Dr. Turgay, ayrıca araştırmaya katılanların yüzde 50'sinde depresyon, yüzde 50'sinde anksiyete (nedensiz kaygı, sıkıntı, endişe) bozukluğu tespit edildiğini bildirdi.

TRAFİK CANAVARLIĞI
''Hapishanelerde adam öldürmüş, ciddi yaralanmalara karışmış suçlularla yapılan araştırmalarda, bunların yüzde 50'sinde bu rahatsızlığın olduğunu görüyoruz'' diyen Prof. Dr. Turgay, hastaların trafik kazası yapma olasılığının yüksekliğine dikkati çekti.

Prof. Dr. Atilla Turgay, ''DEHB olanların yaptığı kazalarla olmayanların yaptığı kazalara baktığınız zaman, hasta olanların yaptığı kazalarda ölüm ve mala zarar verme oranı çok yüksek'' dedi.

Dünyada erişkin ve genç hastalarla yapılan araştırmalarda, her 5 gençten birinde ve her 4 erişkinden birinde alkol ve uyuşturucu madde kullanımı tespit edildiğini dile getiren Prof. Dr. Turgay, ''Eğer alkollüyseniz, eğer trafikte gidiyorsanız, eğer dikkatsizseniz, eğer 'yol hakkı benimdi' gibi bir düşünceniz her zaman varsa, sıranızı bekleyemiyorsanız, bunun yanında bir de hızlı sürme eğiliminiz varsa -ki bu hastaların hemen hepsinde hız düşkünlüğü var- Bunların hepsi olduğu zaman çok ciddi trafik kazası yapma olasılığınız da artıyor'' şeklinde konuştu.

Boston, Toronto ve New York'ta yapılan araştırmalara göre, 8 hastadan ancak birinin tedavi edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Turgay, tanının doğru kullanılması ve doğru tedavi yapılması halinde hastaların yüzde 80'inde semptomların kontrol altına alındığını ifade etti.

Hastaların büyük çoğunluğunda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ömür boyu sürdüğünü kaydeden Prof. Dr. Turgay, ''Ya büyürken hastalıktan kurtuluyorsunuz ya da yaşam boyu ilaç almanız gerekiyor. Erişkinlerde yaptığımız tedavilerde, çocuklar kadar iyi sonuç alıyoruz. Türkiye'de de erişkinler için uzun etkili ilaçların kullanılmasını umut ediyorum'' dedi

aile.org

B.T.



Bu tuzağa düşmeyin!

yolcu-otobusuuBayram için bilet bulamayanlara çok önemli uyarı...



Genç kızı branda kurtardı

intiharresmi-bursaBursa'nın İnegöl ilçesinde, nişanlısının ihanetine uğrayan genç bir kız, 4 katli binanın çatısına çıktı. İkna çabalarının sonuçsuz kalmasının ardından kendini boşluğa bırakan genç kız inşaatın bahçesine serilen brandanın üzerine düşerek ölümden döndü.

Edinilen bilgiye göre, askerden bir süre önce gelen Cemil C. ile evlilik planları yapan ve son anda sevgilisinin başka bir kızla nişanlandığını duyan Pınar G. (20), bunalıma girerek Kemalpaşa Mahallesi Serap Sokak'tadaki bir site içerisinde inşaat halindeki 4 katlı binanın çatısını çıktı.

Çatıdan 'sevgilimi getirin' dediği ileri sürülen kızın, sesini duyan sokak sakinlerinin haber vermesi üzerine emniyet güçleri ve ambulanslar olay yerine geldi.
Genç kızı ikna etmek için çatıya çıkan emniyet ekipleri, kızı kararından caydırmaya çalıştı. Emniyet Amiri Tuncay Gönültaş ve beraberindeki iki polis memuru, kendini kaybeden kızı ikna etmek için sevgilisini getireceklerini söyledi. Polisler, itfaiye ekiplerinin olay yerine gelmesi için zaman kazandı. Merdivenli ve arama kurtarma itfaiye aracının binanın önüne gelmesinin ardından ekipler, hemen binanın önüne hava yastığını şişirdi.

15 SANİYELİK YAŞAM SAVAŞI

Yaklaşık bir saat boyunca polisler, genç kızı ikna etmek için yoğun çaba sarfetti. Şoka girerek bir anda kendini kaybeden genç kız atlamak için harekete geçti. Kendini boşluğa bırakan genç kız, ilk önce çatıdaki yağmurluğa tutundu. Yaklaşık 15 saniye boyunca çatıda asılı kalan genç kız, gücü yetmeyince kendini boşluğa bıraktı. 4'ncü kattan atlayan genç kız binanın bahçesindeki hava yastığının üzerine düştü. Hava yastığının üzerine düşerek bayılan genç kız olay yerinde bulunan 112 Acil servis ambulansında görevli sağlık personelinin ilk müdahalesinin ardından İnegöl Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Genç kız ayıldıktan sonra uzun bir süre kimseyle konuşmadı. Tedavinin ardından Bursa Devlet Hastanesi Psikiyatri Servisi'ne sevk edilen genç kızın uzun bir süredir psikolojik tedavi gördüğü de öğrenildi.

Olayla alakalı tahkikatın sürdüğü bildirildi.

İHA/KA



66°
19°
°F | °C
Partly Cloudy
Humidity: 73%
Wind: E at 12 mph
Sat
Windy
69 | 78
20 | 25
Sun
Rain
68 | 76
20 | 24
Mon
Scattered Showers
65 | 74
18 | 23
Tue
Scattered Showers
65 | 74
18 | 23

Bütün Başlıklar

porno izle