Haber Kuşağı - Doğru Haber, Dürüst Yorum Haber Kuşağı, Türkiye ve Dünya gündemini sizlere Siyaset, Ekonomi, Spor, Medya, Eğitim, Teknoloji, Sanat ve Magazin haberleriyle sunuyor. http://www.haberkusagi.com/index.php/Table/MEDYA-MAGAZIN/ Sat, 11 Sep 2010 02:58:03 +0000 Joomla! 1.5 - Open Source Content Management tr-tr "Kurtlar Vadisi Filistin"e baskın http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Magazin-Gundemi/Kurtlar-Vadisi-Filistin-e-baskin.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Magazin-Gundemi/Kurtlar-Vadisi-Filistin-e-baskin.html polatfilistinBaşakşehir'de Türkiye'nin en büyük bütçeli filmlerinden biri olmaya aday olan "Kurtlar Vadisi Filistin"in çekimleri sürerken, bir sahnenin çekiminde yanlış anlaşılma olunca polis alarma geçti. Film setindeki çekimi gerçek sanan bazı vatandaşlar polisi arayarak "Peşmergeler şehre indi, yol kesip kimlik kontrolü yapıyor" diye ihbarda bulundu. Bunun üzerine polis ekipleri hızla olay yerine ulaştı. Ancak olayın tamamen bir yanlış anlaşılma olduğu film çekimi yapıldığı anlaşıldı.

10 milyon dolar bütçeyi aşacağı belirtilen ve 5 Kasım'da vizyona girmesi planlanan "Kurtlar Vadisi Filistin" filminin dün akşam Ataşehir Kayabaşı Yolu Mağaralar mevkiindeki çekimlerinde yaşanan bir yanlış anlaşılma Başakşehir Asayiş Büro Amirliği'ni alarma geçirdi. Bazı vatandaşlar film setinde yaşananları gerçek sanarak 155 Polis İmdat hattını arayarak, "PKK'lı peşmergeler şehre indi. Mağalar Mevkii'nde yol kestiler ve kimlik kontrolü yapıyorlar. Ellerinde silah var" şeklinde ihbarda bulundu. Bunun üzerine harekete geçen ekipler hızla olay yerine ulaştı. Polisler set ekibini kuşatırken kısa süre sonra gerçek ortaya çıktı. Söz konusu ihbarın asılsız olduğunu anlayan ekipler, derin bir nefes aldı. Polisler, film ekibine çekim izinleri olup olmadığını sordu. Setteki yetkililerin çekim izinlerini göstermelerinin ardından çevrede kısa bir araştırma yapan polisler, olay yerinden ayrıldı.

 

haberturk.com

E.T.

]]>
Magazin Gündemi Fri, 10 Sep 2010 22:04:40 +0000
Kim yönetecek, halk mı, bürokrasi mi? http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Kim-yonetecek-halk-mi-burokrasi-mi.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Kim-yonetecek-halk-mi-burokrasi-mi.html soru2-extraİhsan Dağı'nın bu günkü yazısı:

Kim yönetecek, halk mı, bürokrasi mi?

Mesele şu veya bu parti değil, Türkiye'yi kimin yöneteceği meselesi: Halkın seçtiği, sonra da hesap sorduğu siyasetçiler mi, yoksa hiçbir siyasi sorumluluk taşımayan, halkın ulaşamadığı ve hesap soramadığı sivil-asker bürokrasi mi yönetecek Türkiye'yi? Halkın yönettiği bir devlet mi, devletin yönettiği bir halk mı?

Ben Türkiye insanının yönetim hakkı ve talebinden vazgeçmeyeceğini düşünüyorum. Partileri aşan bir buluşma noktasındayız. Neredeyse her siyasi görüşten, etnik ve dinsel gruptan demokratlar 12 Eylül'de 'sivil anayasa'ya doğru ilk adımı atacaklar.

Referandum sürecinde AK Parti ne tek ne de en önemli aktör. Kampanya sürecinde gördük ki sivil toplumun inisiyatif aldığı, siyasete ağırlığını koyduğu bir dönem başlıyor. Sendikacı, öğrenci, esnaf, işadamı, akademisyen... toplumun tüm kesimlerini harekete geçiren talebin adı 'demokratikleşme ve sivilleşme'.

Açıkça söylemeliyiz; bu, AK Parti'yi çok aşan bir talep. Dipten gelen bir dalga... AK Parti'nin başarısı bu dalgayı görmesi ve onun üzerinde siyaset yapması. Referandumdan çıkacak bir 'evet' AK Parti'yi cesaretlendirecek; zaman zaman statükoyla anlaşmaya meyleden 'zaten iktidardayız, germeyelim' söylemini de derinden sarsacak. Daha da ötesi, 'evet' oyları belki de tüm siyasi hareketleri, özellikle de MHP ve BDP'yi 'statüko'dan 'değişim' saflarına savuracak bir süreci başlatacak.

Sivilleşme ve demokratikleşme taleplerine karşı durmak mümkün değil. Anayasa değişikliği vesayet rejiminin kurumlarını dönüştürüyor, ideolojisine ise dokunmuyor. Ama referandumdan çıkacak bir 'evet' dönüşümü mantıki sonuna kadar götürecek.

Bunu bilen statüko güçleri direnişlerini sürdürüyor. TÜSİAD ile DİSK, MHP ile BDP statükonun muhafazası için CHP'nin ve sivil-asker bürokrasinin arkasında saflarını almış durumda. 'Hayır' cephesinin ortak paydası da memleketin yönetiminde seçilmişlerin değil atanmışların etkinliğini istemek. Asla çoğunluk olamayacaklarını düşünenler çoğunluğu demokratik olmayan yöntemlerle denetlemeye kalkıyorlar. Orduya darbe yapması, olmadı bir hükümeti devirerek 'iktidarı altın tepside kendilerine sunması', cumhurbaşkanı seçimine müdahale etmesi için umut bağlıyorlar. Yüksek yargı rakip siyasi partiyi kapatsın, Meclis'in anayasa yapma yetkisini gasp etsin, cumhurbaşkanı seçme hakkını yok etsin istiyorlar.

Demokrasiye razı olmayanlar bu anayasa değişikliğine de 'hayır' diyecekler elbette. Sivil-asker bürokrasi ile memleketi yönetmeye alışmışlar; İstanbul'daki üç beş besleme sermaye, onların medya uzantılarıyla da çok mutlular... Sermayenin 'irrasyonel' olduğunu sanmayın. İktidardan uzaklaştırılan sivil-asker bürokrasi İstanbul sermayesinin en önemli müttefiki. Dolayısıyla bu iktidar kaymasına onların sessiz kalması düşünülemez. Diyet borçlarını ödüyorlar kendilerini yaratan sisteme...

12 Eylül'de mücadele, ilericiler ile gericiler arasında geçecek. Gericilerin kimliği beni hiç şaşırtmıyor: Kemalistler ve Stockholm sendromu mağdurları...

Halk bölündü, gerildi lafları anlamsız. Olup biten, memlekette CHP ve Kemalistlerin değişim önündeki dirençlerinin kırılması. CHP, asker ve Kemalist aydınlardan kurtulan halk kendi anayasasını yapmaya başlıyor. 12 Eylül'de CHP, asker ve Kemalist aydınları aşan bir demokratik halk iradesinin var olup olmadığı anlaşılacak.

Bence bu irade var. Referandum halkın iktidarına sahip çıkması için altın bir fırsat. İktidar, CHP ve onun bürokratik ortaklarında mı kalacak, yoksa halkın meşru temsilcilerine mi geçecek? Mesele bu...

Sandıktan çıkacak evet oyları siyasetin yönünü de tayin edecek. Değişimi anlamayan, ona direnen hareketler tasfiye olacaklar. Otoriter-Kemalist bir cumhuriyetten post-Kemalist bir demokrasiye geçişin anahtarı 12 Eylül'de çıkacak bir 'evet'.

Bu arada Kenan Evren'in oyu da 'hayır'mış. Ne de olsa yargılanmayı göze alamıyor. Peki CHP, MHP ve BDP yönetimlerinin göze alamadıkları ne? Son sözü halkın söylemesi...

Kemalizm sonrası demokratik bir cumhuriyet için tren 12 Eylül'de kalkıyor...

İhsan DAĞI- Zaman

M.T.

]]>
Medya Gündemi Fri, 10 Sep 2010 09:58:50 +0000
"Namusu kurtarmak" http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Namusu-kurtarmak.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Namusu-kurtarmak.html gulay-gokturkGülay Götürk'ün bu günkü yazısı partilerinin aldığı kararla kendini ona uymak zorunda hissedenleri anlatıyor.

"Namusu kurtarmak"
Hani hepimiz sırası geldiğinde bu referandumla, 200 yıldır ilk defa halkın birlikte yaşama sözleşmesi olan anayasanın halka sorulduğunu söylüyoruz ya; doğru değil aslında...

İnsanlar kötü anılarını; özellikle de utanç duydukları anılarını bilinçaltına iter; unuturlar; öyle bir şey hiç olmamış gibi yaşarlar. Bu olayda da öyle oldu anlaşılan ki şu anda hepimiz gizli bir konsensüsle 12 Eylül Anayasası'nın da referanduma sunulduğunu unutmuş görünüyoruz. Hani şu yüzde 90 küsurla kabul edilen referandum...

Yıllar yılı bahaneler ürettik:

Faşizm vardı, halk korku içindeydi dedik. İyi de, faşist generaller oy kullanma odalarına giremezlerdi ki... Nitekim, evet verenlerin başına hiçbir şey gelmedi.

12 Eylül öncesi yaşanan kaos ve cinayetler halkı bezdirmişti; herkes kanın durmasını istiyordu dedik. İyi de, "geçici" bir müdahaleyle "kanı durduran" cuntayı desteklemekle onun kalıcı ve faşist anayasasını desteklemek aynı şey midir? Geniş kitleler yürütülen propagandaya kanıp müdahaleyi destekledi diyelim. O faşist anayasayı da desteklemek zorunda mıydı?

Eğer o referandumdan yüzde 90 küsur hayır çıksaydı; Evren ve şürekâsı tarumar olmaz mıydı?

Birçok insan, geçmişi değerlendirirken yaşanan kötülüklerin sorumluluğunu ülkenin yöneticilerine yıkmak; halkların sorumluluğunu es geçmek eğilimindedir. Onlara göre, halk hata yapmaz, ona hata yaptırılır. Bu tutum aslında tıpkı diktatörler gibi halkı rüştünü ispat etmemiş, cezai ehliyeti olmayan çocuk yerine koymaktır.

Ben tarihi, halkların yaptığına inanırım. İyisiyle kötüsüyle her şeyin halkın eseri olduğuna ve hatalarının sorumluluğunu da taşıması gerektiğine...

Böyle baktığımızda kabul etmemiz gerekir ki, 12 Eylül Anayasası'nın referandum sonucu bu halkın tarihinde kara bir lekedir.

Şimdi halkın önünde bir fırsat var: 1980'de yaptığı hatayı düzeltme, bir bakıma "namusu kurtarma" fırsatı... 1980 yılında darbeciye destek vererek bu faşist anayasayı bu ülkenin başına musallat eden halk, hiç değilse şimdi, bu referandumda askeri vesayet rejimine karşı net bir tavır alarak bu hatasını bir ölçüde telafi edebilir. Şimdi kısmi bir düzeltme yapabilir ve daha önemlisi 12 Eylül Anayasası'nı toptan ortadan kaldıracak yepyeni bir anayasanın önünü açabilir.

Ama eğer tersi olursa...

Eğer bu referandumdan hayır oyu çıkar da, askeri vesayetçiler yeniden atak yaparsa; Ergenekon Davası sümen altı edilir ve suç örgütleri yeniden faaliyete geçerse; derin devletin açığa çıkarılması süreci durur ve faili meçhul cinayetler yeniden başlarsa... Türkiye'nin içine girdiği bu göz kamaştırıcı değişim süreci durursa...

Bunun sorumluluğu şunun-bunun değil, halkındır.

Gelecekte halkı çocuk yerine koyanlar belki yine "CHP, MHP ve BDP böyle karar aldı; o yüzden de sonuç böyle çıktı" diye anlatacaklar bugünleri ama bu doğru olmayacak.

CHP'nin, MHP'nin hayır kararı alması ya da BDP'nin boykota gitmesi, bu partilerin tabanlarının sorumluluğunu yok edemez. Hiç kimse kendini "Partim böyle karar aldı, ben de uydum" diye savunamaz.

Ben referanduma beş kala; bu partilerin tabanındaki insanlar başta olmak üzere, herkese tarih karşısındaki bireysel sorumluluğunu hatırlatmak istiyorum.

Tarihi yapan sizsiniz. İyisinin gururunu da, kötüsünün utancını da siz taşıyacaksınız.

Şimdi birey olmanın, özgür bir birey gibi hareket etmenin zamanıdır.

Bundan otuz yıl önce yaptığınız hatayı telafi etme fırsatını kaçırmayın.

Bugün

M.T.

]]>
Medya Gündemi Fri, 10 Sep 2010 05:37:04 +0000
Canlı yayın sineği... http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Magazin-Gundemi/Canli-yayin-sinegi.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Magazin-Gundemi/Canli-yayin-sinegi.html Türk asıllı Alman eski futbolcu Mehmet Scholl, Bundesliga maçlarını yorumladığı sırada canlı yayında garip hareketler yapmaya başladı.

Türk asıllı Alman eski futbolcu Mehmet Scholl, Bundesliga maçlarını yorumladığı sırada canlı yayında garip hareketler yapmaya başladı. Mehmet'in üzerine doğru gelen bir sineği kovalamaya çalışırken canlı yayında yaptığı hareketler, sunucunun da dikkatini çekti.

İHA/KA
]]>
Magazin Gündemi Wed, 08 Sep 2010 09:02:39 +0000
Başbakan’dan "Millilere" kutlama... http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Basbakandan-Millilere-kutlama.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Basbakandan-Millilere-kutlama.html Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Belçika galibiyeti sonrası millileri kutladı...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NTV'de katıldığı canlı yayında Millilere telefon ile bağlandı. Erdoğan, sırasıyla Emre, Arda ve Nihat Kahveci'yi galibiyetten dolayı kutladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Milli takımımızın Belçika'yı 3-2 yendiği maç sonrasında Milli takımımızı kutladı. NTV'de katıldığı canlı yayında Millilere  telefon ile bağlanan Erdoğan, sırasıyla Emre, Arda ve Nihat Kahveci'nin sevincine ortak oldu. Erdoğan, "Bize bayramı erken yaşattınız. Zaten Belçika da bize çok ters gelen bir takımdı. Bizi çok sevindirdiniz." dedi.

Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener'i de arayarak kutladığını bildiren Erdoğan, Emre Belözoğlu'ndan Teknik Direktör Guus Hiddink'e de tebriklerini iletmesini istedi.

‘SİZDEN ÖĞRENDİK BAŞBAKANIM’
Arda Turan ile konuşan Erdoğan, milli futbolcuya ''Yine şanslısın. Bir yerlere vurdurarak bilardo gibi gol attın'' dedi.

Arda'nın ''Başbakanım sizden bir şeyler öğreniyoruz hayırlısıyla'' demesi üzerine gülen Başbakan Erdoğan, maçın çekişmeli geçtiğini ifade etti.

'ÖLDÜK, ÖLDÜK, DİRİLDİK'
''Öldük, öldük, dirildik'' diyen Erdoğan, Belçika'nın Türkiye'ye ters bir takım olduğunu, ancak bu defa Türkiye'nin 3 puan aldığını belirtti.

Maçın ikinci yarısındaki coşkuları, gayretleri ve heyecanlarından dolayı futbolcuları kutlayan Erdoğan, yenen golleri ''şanssız'' olarak nitelendirdi.

‘BAYRAMA AYRI TAT KATTI’
Arda Turan'ın telefonu Nihat Kahveci'ye vermesi üzerine onunla da konuşan Başbakan Erdoğan, Nihat'ı da tebrik etti.

Alınan galibiyetin Ramazan Bayramına ayrı bir tat kattığını ifade eden Erdoğan, ''Bu ara iki gururu birlikte yaşıyoruz. Bir taraftan futbol, bir taraftan basketbol. İkisinde de hakikaten başarılar arka arkaya geldi. Temenni ediyorum ki inşallah sonu da bu şekilde gelir'' dedi.

Kahveci de bayram öncesi alınan galibiyetten dolayı mutlu olduklarını söyledi.

Kralspor/KA

]]>
Medya Gündemi Wed, 08 Sep 2010 07:31:14 +0000
Devlet Bahçeli’den canlı yayın gafı! http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Devlet-Bahceliden-canli-yayin-gafi.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Devlet-Bahceliden-canli-yayin-gafi.html Yoğun çalışma temposu karşısında yorgun düşen siyasilerin en büyük problemi hiç şüphesiz dil sürçmeleridir. Kimi zaman siyasi fıkralara dönüştürülen, hassasiyetine binaen kimi zaman da diğer siyasi parti liderlerinin yıllarca dillerine dolamasına neden olan dil sürçmeleri bu kez MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi zor durumda bıraktı.

Erdoğan'ın "Kelle" ve benzeri dil sürçmelerini affetmeyen Bahçeli, tam da "MHP içinde PKK'lı kardeşlerinin" bulunduğunu söyleyecekti ki, manevra yaparak böyle kurtardı.

MHP lideri Devlet Bahçeli, TV 8'de Erkan Tan'la gündemi değerlendirdi.. Konu Kürt kökenli vatandaşların MHP'ye bakışına geldiğinde Bahçeli dil sürçmesi yaşadı.

Erkan Tan'la Başkentten Özel programına konuk olan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, referandum sürecine ilişkin soruları yanıtladı..

Bahçeli, Erdoğan'ın sık sık eleştiri konusu yaptığı 'Bahçeli Diyarbakır'a gidemiyor' sözleri için 'Gün gelecek Diyarbakır'da büyük bir yürüyüş yapacağız' dedi..

Erkan Tan'ın Erdoğan'ı sözlerinden hareketle 'Bölge partisi olan bir parti nasıl tek başına iktidar olacak' sorusuna Bahçeli 'Bir zamanlar kendileri de öyle bir partiydi' dedi..

'Kürt kökenli vatandaşlarımız MHP'yi seviyor mu?' sorusunda ise Bahçeli zor anlar yaşadı..

Bahçeli, 'MHP içinde Kürt kökenli çok kardeşimiz var. MHP içinde gelişme süreci içinde Alevi kardeşlerimiz, PKK'lı ... ee Kürt kökenli kardeşlerimiz var.. Bizim içimizde PKK'lı bulamazsınız ama Kürt kökenli çok değerli kardeşlerimiz var' dedi.

Haber7/KA

]]>
Medya Gündemi Tue, 07 Sep 2010 09:30:22 +0000
CHP'nin afişçi başkanı topun ağzında! http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/CHP-nin-afisci-baskani-topun-agzinda.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/CHP-nin-afisci-baskani-topun-agzinda.html Rahibe afişini astıran Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci'ye CHP'den ihraç yolu gözüktü...

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, rahibe afişiyle gündeme gelen Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci'nin durumunu ilk yapılacak Merkez Yürütme Kurulu toplantısında değerlendireceklerini söyledi.

İnternethaber/KA
]]>
Medya Gündemi Tue, 07 Sep 2010 08:30:32 +0000
8 yıllık esaretini anlattı http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/8-yillik-esaretini-anlatti.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/8-yillik-esaretini-anlatti.html 10 yaşında kaçırılıp 8 yıl boyunca bir hücrede tutulan ve 18 yaşında kaçmayı başaran Avusturyalı Natascha Kampusch esaret günlerini anlattı...

Kendisini kaçıran Wolfgang Priklopil'den haftada 200 kez dayak yediğini, Priklopil'in saçını traş etmek ve ona kelepçeli olarak uyumak zorunda kaldığını anlatan şimdi 22 yaşındaki Natascha, esaret altında geçen günlerini "3 bin 96 Gün" adlı otobiyografi kitabında anlattı.

Natascha kitabında, "Beni belimden yakalayıp minibüsünün açık kapısından içeriye attı. Çığlık attım mı? Sanmıyorum. İçimdeki her şey tek bir çığlıktı. Yukarıya doğru yükseldi ve boğazıma oturdu. Kareografisi yapılmış bir sahne gibiydi, sanki birlikte prova yapıyordum. Bir terör kareografisi" diye yazıyor.

Natascha Priklopil'in Viyana yakınlarındaki evinin içinde kapatıldığı hücrenin kapısını ilk gördüğünde duyduğu korkuyu şöyle anlatıyor: "Onu takip etmemi söyledi. Kapı betondan yapılmış bir canavardı. Kapıyı ilk gördüğüm andaki hislerimi kelimelerle ifade etmem zor. Sanki betonun içine gömülmüş gibiydim. Hava geçirmez bir şekilde mühürlenmiş gibi."

Natascha'nın anlattıklararına göre Priklopil ona, "Artık Natascha değilsin. Bana aitsin. Hep bir köle istedim" dedi. " Hücresine bağlı bir telefon hattından sürekli "İtaat et! İtaat et! İtaat et!" diye tekrarlıyordu.

Natascha'ya ailesinin fidye ödemeyi kabul etmediklerini ve ondan kurtuldukları için mutlu olduklarını söyledi.

Eski bir mühendis olan Priklopil, önce Natascha'nın cinsel amaçları için fazla küçük olduğunu söyledi. Ama Natascha ergen olduğunda yavaş yavaş cinsel tacizlerine başladı. Daha sonra tecavüz etti.

Natascha, 44 yaşındaki Priklopil, arabasını temizlediği sırada kaçmayı başardı. Aynı gün Priklopil kendini bir trenin altına atarak intihar etti.

Natascha kurtulduktan sonra esir tutuludğu evi ve Priklopil'in arabasını satın aldı. Priklopil'in arkadaşı Ernst Holzapfel geçen ay mahkemede Priklopil'in kendisine Natascha'ya tecavüz ettiğini itiraf ettiğini anlattı. Holzapfel suçlunun kaçmasına yardım etmekten suçsuz bulundu.

Vatan/KA

]]>
Medya Gündemi Mon, 06 Sep 2010 11:44:26 +0000
"Gerçek Alevi, bu anayası savunmaz!" http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Gercek-Alevi-bu-anayasi-savunmaz.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Gercek-Alevi-bu-anayasi-savunmaz.html Alevi-Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği gibi sivil toplum örgütleri, anayasa değişikliği paketine karşı olduklarını açıkladı...

Ancak, Alevi kesimden yükselen farklı sesler de var. Alevi araştırmacı ve yazar Cafer Solgun, referandumda 'hayır' diyecek örgütleri 'traji komik bir durum' sözleriyle değerlendiriyor. 26 maddelik paketin ciddi bir dönüm noktası olduğunu savunan Solgun, 12 Eylül Anayasası'nın ruhuna dokunan değişiklikler getirdiğini vurguluyor. Aleviliğinin farkında olan bir insanın, bunlara kayıtsız kalamayacağını belirterek, "Aleviliğinin, insanlığının bilincinde olan birinin 12 Eylül'ü savunması, darbecilere hizmet eden tavırlar takınması anlaşılır gibi değil. Birtakım Alevi kurumlarının başına çöreklenmiş olan isimlerin 'Aleviler, hayır diyecek' şeklinde kampanya yürütmelerini tarih yazıyor. Bunu Alevilere dayatanlardan yine Aleviler hesap soracaktır." diye konuşuyor.

Cafer Solgun, Türki-ye'nin bir bütün olarak darbe mağduru olduğunun altını çiziyor. Cumhuriyet tarihi boyunca da Alevilerin üzerinde sopanın eksik olmadığını savunuyor. Ergenekon'un soruşturulduğu, Balyoz gibi darbe planlarının üzerine gidildiği bir ortamda Türkiye'nin daha iyi bir anayasayı hak ettiğini düşünüyor. Pakete karşı olanlara "Bugün dahi kurulu statükonun tanımadığı Alevilerin, bu statükonun savunuculuğuna soyunmalarını hangi akli gerekçeyle izah edebiliriz?" sorusunu yöneltiyor. Ergenekon davası sürecinde Alevi-Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız'a suikast planlandığının ortaya çıktığını hatırlatarak, şöyle devam ediyor: "Türkiye'de akıl tutulmasına uğramamış herkes, 'derin devlet' diye bir şey olduğunu bilir. Bu derin devletin, toplumsal kaos çıkarmak adına, darbe şartlarını olgunlaştırmak adına ilk aklına gelenin de Alevi-Sünni çatışması çıkarmak olduğunu; Maraş, Çorum, Madımak katliamlarının da Ergenekon türü çetelerin, kirli faaliyetleri olduğunu bilir. Bunu Ali Balkız da bilir. Bu acılı tarihe rağmen kalkıp "Derin devletten şüphe ediyorum." demek hangi akla sığar? Bunun hesabını yine Aleviler soracaktır."

KA

]]>
Medya Gündemi Mon, 06 Sep 2010 07:42:32 +0000
Bono'nun kahkahası http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Bono-nun-kahkahasi.html http://www.haberkusagi.com/index.php/MEDYA-MAGAZIN/Medya-Gundemi/Bono-nun-kahkahasi.html erdoganlarBono, 'Müzik zevkinizi test etmeye geldik' dediği Erdoğan'a iPod hediye etti, 'vicdani retçileri' konuştu. Erdoğan'ın şiir için hapis yattığını öğrenen Bono kahkahalarla güldü.

Konser için gittiği ülkelerde devlet başkanlarıyla görüşmeyi ve AIDS, yoksulluk ve insan hakları gibi dünya meselelerine dair mesajlar vermeyi ihmal etmeyen İrlandalı rock grubu U2’nun solisti Bono, İstanbul konseri öncesinde de geleneği bozmadı. ‘360 Derece Avrupa Turnesi’ kapsamında bu akşam sahneye çıkacak Bono’nun, dün Başbakan Tayyip Erdoğan’la görüşmesinde ‘vicdani retçiler’ ve ‘düşünce özgürlüğü’yle ilgili talepte bulunduğu belirtildi.

Dolmabahçe’deki başbakanlık ofisinde saat 13.30’da gerçekleşen görüşmede, U2’nun vokalisti Paul David Hewson (Bono) ile grubun diğer üyeleri hazır bulundu. Basına kapalı yapılan görüşmede sadece Anadolu Ajansı, TRT ve İhlas Haber Ajansı’nın görüntü almasına izin verildi. Görüşmeye Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile Devlet Bakanı Hayati Yazıcı da katıldı.

Görüşme öncesinde konuşan Bono, Başbakan Erdoğan’a “Klasik Türk müziğini dinlediğinizi biliyorum. Sizin aynı zamanda müzik zevkinizi test etmek, gözden geçirmek için geldik” diye espri yaptı. Erdoğan’a beyaz bir kutu içerisinde kırmızı renkli bir iPod hediye eden Bono, “Bu bir kırmızı iPod. Her satıldığında ilaç alamayan AIDS hastalarına bağış yapılıyor” diyerek dikkati AIDS konusuna çekti, yardım çağrısında bulundu.

Bono’nun görüşmede Erdoğan’a, “Şimdiye kadar Türkiye’ye gelmediği için çok pişman olduğunu” söylediği öğrenildi. Bono, Erdoğan’dan ‘vicdani retçiler’le ilgili talepte bulundu, düşünce özgürlüğünü gündeme getirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra U2 üyeleriyle fotoğraf çektirdi. Görüşme, kısa süren görüntü alınmasının ardından basına kapalı olarak gerçekleşti. Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmenin ardından U2 üyeleri Erdoğan’ın ofisinden ayrıldı.

Erdoğan Bono’yla görüşmesini daha sonra İstanbul’daki mitinginde yargıyla ilgili konuşurken şöyle aktardı: “Diyoruz ki yargı ideolojik davranmayacak.. Diyorlar ki ‘efendim davranmıyoruz...’ Davrandın, davrandın.. Bana da davrandın. Bizzat bedelini ödedim. Yaptığım neydi benim. Sadece okuduğum bir şiirdi. Bir şiirin bedeliydi.. Az önce U2, Bono ziyaretime geldi. ‘Ya neden girmiştin içeri’ dedi. Dedim böyle böyle bu nedenden dolayı. Kahkahayı bastı. Çünkü alışılmış bir şey değil. Diyarbakır Cezaevi’nde, Mamak’ta, Sincan’da bunlar yaşandı. Bize de yaşattılar. Ama güzel oldu. Orada özgürlüğün tadını aldık. Orada demokrasiyi öğrendik.”

360 Derece turnesi kapsamındaki U2 İstanbul konseri bu akşam saat 21.00’de Atatürk Olimpiyat Stadı’nda yapılacak. Staddaki tüm izleyicilerin konseri görebilmesini sağlayan devasa döner sahne ve ekranlar hazır. 31 Ağustos’ta Moskova’dan 130 TIR’la gelen ekipman 600 kişinin çalışmasıyla kuruldu. Stada ulaşım için Taksim, Kadıköy gibi birçok merkezden saat 12.30’dan sonra otobüs seferleri düzenlenecek.

radikal.com.tr

S.Y.

]]>
Medya Gündemi Mon, 06 Sep 2010 04:46:35 +0000