logo
Reklam

Medya Gündemi

Altan daha fazla dayanamadı

ahmet-altanİşte Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan'ın bugünkü köşe yazısı...

Balyoz

Belli ki karargâhta yapılan acil toplantılarla, Başbakan'la düzenlenen “zirvelerle” Genelkurmay, Balyoz davasında sanık olan “adamlarını” kurtarmaya çalışıyor.

Bunu “silah arkadaşlarını” kurtarmak için yapıyor olabilirler.

Ordunun, ne kadar kaldığı belli olmayan “prestijini” korumak için de yapıyor olabilirler.

Lakin ortada “silah arkadaşlığını” ya da “ordunun prestijini” aşan bir durum var.

Bu adamlar “darbe” hazırlamaktan sanık.

Binlerce sayfalık darbe planları, sunumlar, konuşmalar, hazırlıklar, timler, krokiler var orta yerde.

“İsrail gibi sert önlemler almaktan”, “ezmekten” bahseden konuşmalar var.

Bu konuşmaların gerçekliğini kabul eden beyanlar var.

Diyelim ki bu insanlar için dava açılmadı.

Yargı bu cesareti gösteremedi ve konu mahkemeye gelmedi.

Böyle bir durumda bile Genelkurmay'a bu “konuyu” araştırmak düşmez miydi?

İsnat edilen suç, darbe hazırlamak.

Darbe “silahlı güçlerle” yapılır.

Genelkurmay'ın “darbe hazırlamakla” suçlanan personelini, “silahlı birliklerin” başında tutması mı yoksa bunları “soruşturma” sonuçlanana kadar görevden alması mı gerekir?

Görevden almayı bırakınGenelkurmaybu “sanıkların” bir kısmını terfi ettirebilmek için kıvranıyor.

Genelkurmay'ın derdi ne?

Bu binlerce sayfalık belgenin “sahte” olduğunu mu iddia ediyor?

O zaman bu “sahte” belgeleri hazırlayanları yakalasın.

Sahte ya da gerçek, bu belgeler bir askerî grubun elinden çıkmış, bu kesin.

Sahte de olsalar, gerçek de olsalar, bunları hazırlayanlar ordunun içinde.

Neden Genelkurmay bunları hazırlayanları ortaya çıkarmıyor?

Neden bunları ciddiyetle incelemiyor?

Neden işi geçiştiriyor?

Üstelik bir de dönemin MİT başkanının bir gazeteciye söylediği “Birinci Ordu darbe hazırlıyor” lafı orta yerde duruyor.

Neden Genelkurmay o görevliye “bu lafların nereden kaynakladığını” sormuyor?

Ya da Genelkurmay aslında bu “belgelerin” ve “darbe hazırlığının” gerçek olduğunu biliyor da “darbeyi” mi suç olarak görmüyor?

Ya da “darbenin” suç olduğunu biliyor da, “darbecileri yakalamak” ordunun şanına uymaz mı diyor?

Ne diyor gerçekten bizim ordu?

Niye darbe sanıklarını kurtarmak için bu kadar hevesli?

Neden Genelkurmay sözcüsü, “sanık arkadaşlarının görev başında” olduğunu iftiharla açıklıyor?

“Görevden el çektirme” diye bir müessese yok mu orduda?

Bir general hangi suçu işlerse işlesin görevine devam mı eder, yoksa sadece “darbe” suçuna bulaşanlar mı görevini sürdürme yetkisine sahiptir?

Genelkurmay'ın,ErgenekonDavası'nda bir numaralı sanık olan Üçüncü Ordu Komutanı'nı korumak için de bin dereden su getirdiğini biliyoruz.

O Üçüncü Ordu Komutanı, kendisinin de sanık olduğu davanın duruşmasına gitmemiş onun yerine mahkeme binasının üzerinden uçaklar uçurmuştu.

Darbe ya da çete sanığının eline silahlı birlik verirseniz olacağı budur.

Yarın da askerî birlikler yürür mahkeme binalarının önünde.

Ciddi bir ordu, ciddi bir Genelkurmay, böyle ağır suçlamalar olduğunda, mahkemelerin sonuçlarını beklemeden sanıkları “kenara çeker”, mahkeme devam ederken kendisi de soruşturmasını sürdürür.

İşin üstünü kapatmayı denemez.

Ama bizim Genelkurmay, ordu içindeki her suçu kapatmaya uğraşıyor.

Heron skandalının üstünü örtüyor, Dağlıca faciasını soruşturmuyor, “kâğıt parçasını” savunuyor, topraktan çıkan silahlara “boru” diyor.

Ve, bütün bunları yaparak kendisini “suç ortağı” durumuna düşürüyor.

İçinde bu kadar kalabalık bir “sanık” kadrosu bulunan yeryüzünde kaç ordu var?

Sanığı ve “suç ortağı” bu kadar bol olan bir ordunun disiplini de, ciddiyeti de kalmıyor, kendi karakollarını korumaktan aciz bir hale geliyor, baskına geleni “kaçakçı”, “kekik toplayanı” düşman sanıyor.

Baskın yiyen komutana madalya verip, çete sanığını terfi ettirmeye uğraşıyor.

Bu ordu değişmek ve gerçek bir ordu olmak zorunda.

Disiplini, ciddiyeti, hukuka saygıyı öğrenmek zorunda.

Bizim ordu bunu anladığında kendisi de rahatlayacak,Türkiyede rahatlayacak.

Eğer ordu bunu anlamamak için direnirse sonunda hayat ona bunu “canını acıtarak” öğretecek.



Kılıçdaroğlu kime hesap soracak?!.

ismailkapan1-sembolİsmail Kapan'ın analizi:
Kılıçdaroğlu kime hesap soracak?!.
CHP Genel Başkanının ağzından “Hesap soracağız...” lafı hiç eksik olmuyor. Koltuğa oturduğu günden beri her iki lafından biri, “hesap soracağız...” diye başlıyor veya bitiyor. Dün Kılıçdaroğlu’nun Ordu’daki mitingde yaptığı konuşmasını tv’den izledim. Değişen bir şey yoktu. Yine “Bunları Yüce Divana göndereceğiz... Uluslararası anlaşmalara imza atıp, ihanet ediyorlar...” türünden salvolar yapıyordu.
Bir de şunu fark ettim. Kemal Kılıçdaroğlu, miting konuşmalarını iyiden iyiye sulandırmış! Sanki gelecek seçimleri kazanarak, ülkeyi yönetme iddiasında bulunan bir ana muhalefet lideri değil de, kahvehanede arkadaşlarıyla yarenlik eden ve her telden çalan bir sade vatandaşı dinliyor hissine kapıldım. “Recep Bey” tuluatıyla, kitleleri ikna edip kendi hesabına oy sandıklarına doğru hareketlendireceğine inanmış gibi görünüyor. Kılıçdaroğlu; “Recep Bey, falan tarihte filan yerde şunu demedin mi, bunu da söylemedin mi?” gibisinden ucuz sorularla, siyasi atmosferi yönlendirmeye çalışıyor.

Sürpriz bir şekilde liderlik koltuğuna oturan Sayın Kılıçdaroğlu, hazırlıksız yakalanmanın sıkıntısını atlatabilecek gibi görünmüyor. Elinde bir plan-program olmadığı kesin. Ülke meseleleriyle ilgili ayağı yere basan bir çözüm hak getire! Çözüm olarak “Bize oy verin, iktidara gelince ne yapacağımızı görürsünüz...” türünden ileriye dönük umut pompalıyor!..
Öğrencilik yıllarında bolca haykırdığı sloganları, otuz-kırk yıl sonra, bu defa lider kimliğiyle tekrarlamak onu iktidara filan götürmeyecek. Bu açıkça belli oluyor. Belki de o yüzdendir ki, Kurultayın ertesi gününden beri, Kılıçdaroğlu ne zaman arz-ı endam etse, ya Önder Sav’ı kulağına bir şeyler fısıldarken görüyoruz, yahut da Hakkı Süha Okay bir gölge gibi kendisinden hiç ayrılmıyor. Yani anlayacağınız Kılıçdaroğlu’nun liderlik konumu ve görünümü, hayli flu!..

Liderlik için gereken birikim ve karizmadan yoksun olması, doğal olarak onun genel başkanlık koltuğundaki geçiciliğine ve buradaki ömrünün kısalığına da işaret ediyor... Öyle ki gelecek yıl yapılacak seçimlere kadar dahi, liderlik pozisyonunun devam edip etmeyeceği çok kuşkulu. Şimdiden kaynayan olağanüstü kurultay kazanının fokurtuları siyaset kulislerini fena halde dalgalandırıyor.
Kılıçdaroğlu Malatya’da soruyor: “Peki anayasa değişikliği kayısı üreticisinin sorunlarına çözüm getiriyor mu? O halde HAYIR!..” Benzer şeyleri Karadeniz’deki mitinglerde de yaptı. Ne işsizliğe ve emekliye çözümü anayasa değişikliğinde aramak, ne de şirinlik olsun diye çiftçi ile birlikte fındık toplamak, ülke meselelerine vukufiyeti ve çözüm bulma yeteneğini göstermez.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun stratejisi bütünüyle yolsuzluk iddiaları üzerine kurulu. Fakat bu onu “Başbakan Kemal” yapmaya yetmez.
“Hesap soracağız... Yüce Divana göndereceğiz...” sloganlarıyla şayet iktidar olunsaydı, şimdiye dek pek çok parti ve lider, maksadına ulaşırdı. Lakin kazın ayağı öyle değil işte. Kılıçdaroğlu o koltukta kalıcı olmak istiyorsa, öncelikle konuşma tarzı ve söylemlerinde çok ciddi bir değişikliğe gitmek zorunda... Yoksa partisi ona hesap sormaya başlayacak!

İsmail Kapan- Türkiye



Yüksek Seçim Kurulu TRT’yi uyardı

trt-extraYSK: TRT tarafsızlığına dikkat etmeli aksi halde yasal işlem başlatılır..

Yüksek Seçim Kurulu yaptığı açıklamada, “TRT Referandum sürecinde tarafsızlığa özen göstermeli, aksi halde yasal işlem yapılır” dedi.

YSK'dan yapılan açıklamada şöyle denildi:
"TRT kanalının referandum sürecinde siyasi partiler arasında fırsat eşitliğini sağlamayarak tek yönlü, taraf tutan yayınlar yaptığı haberleri yer almaktadır.

Radyo ve televizyon kuruluşları, seçim takviminin başladığı 31 Mayıs 2010 tarihinden itibaren;
1- Anayasa değişikliği ile ilgili olarak tek yönlü, taraf tutan yayınlar yapamazlar. Bu kuruluşlar Anayasa değişikliğinin leh ve aleyhindeki görüşler arasında fırsat eşitliği sağlamak zorundadır.

2- Sözü edilen kuruluşlar, 298 sayılı Yasanın 52 nci ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanunun 5/b maddeleri hükmü çerçevesinde siyasi parti propaganda konuşmaları dışında, propagandaya ilişkin yayın yapamazlar.

3- Radyo ve televizyon kuruluşları halkoylaması ile ilgili reklam yayınlayamazlar.

4- Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunca yapılan yayınların da, 2010/353 sayılı karar kapsamında mütalaa edilmesi Anayasal bir zorunluluktur.

Bu nedenle, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunca seçim dönemi içerisinde yapılacak yayınlarda Kurulumuzun 2010/353 sayılı kararıyla belirlenen ilkelere ve seçim hukukunun Anayasamızda ifadesini bulan objektiflik, esitlik, serbestlik ve dürüstlük kavramları da gözetilerek daha dikkatli davranılması ve kanunlara uygun yayın yapılması gerekmektedir.
Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunca aksi davranışta bulunulması ve taraflı yayın yapılması halinde Anayasanın 79. maddesi ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılarak konu yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına iletilecektir.

S O N U Ç:
Açıklanan nedenlerle;

1- 31 Mayıs 2010 tarihinden itibaren başlayan dönemde TRT ve diğer özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, 2954 sayılı Kanunun 5 inci ve 3984 sayılı Yasanın değişik 4 üncü maddesinde saptanan yayın ilkelerine titizlikle uymaları gerektiğine;

2- Halkoylaması döneminde;

a) Anayasa değişikliği ile ilgili tek yönlü, taraflı yayın yapamayacaklarına ve fırsat eşitliğini sağlamak zorunda olduklarına;

b) Halkoylaması ile ilgili reklam yayınlayamayacaklarına;

c) Özellikle TRT Kurumunun devlet yayın organı olma özelliği ve önemli sorumluluğu sebebiyle diğer
radyo ve televizyonlara örnek olması, yayınlarında objektifliğe, eşitliğe, tarafsızlığa özen göstermesi, yanlı
ve tek taraflı programlardan kaçınması gerektiğine,

3- Belirtilen ilke ve kurallara aykırı davranılması halinde TRT dahil ilgili kişi ve kuruluşlar hakkında yasal işlem yapılacağına,

4- Karar örneğinin Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilen siyasi partilerin genel başkanlıkları ile Türkiye Radyo ve Televizyon Genel Müdürlüğü ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığına gönderilmesine, 24/07/2010 tarihinde oy birliği ile karar verildi."


'Deniz Bey'in yanındayım'

mustafasarigul-sembolDeniz Bey'e büyük kalleşlik yapıldı, kendisinin yanındayım.     
Türkiye Değişim Hareketi (TDH) lideri Mustafa Sarıgül, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a yönelik 'kaset komplosuyla' ilgili çarpıcı ifadeler kullandı.

Taraf Gazetesi'nden Rasim Ozan Kütahlı'ya konuşan Sarıgül, "Biz Anadolu çocuğuyuz. Deniz Bey'e büyük kalleşlik yapıldı. Ben bu konuda Deniz Bey'in yanındayım. Eski defterleri kapattık." şeklinde mesajlar verdi.

Baykal'la Sarıgül'ün hafta başında Angora'daki sürpriz görüşmesi CHP'de yankı buldu. Genel Sekreter Önder Sav, "Görüşmeyi anlamlı buluyorum." dedi. Siyasi kulisler hareketlenirken Şişli Belediye Başkanı Sarıgül'ün bu sözleri, iddialara derinlik kazandırdı. Baykal da Kütahyalı'ya yaptığı açıklamada, "Güzel ve verimli bir sohbet oldu. Memnun kaldım." ifadelerini kullandı.

Taraf yazarı, köşesinde başka iddialara da yer verdi. Buna göre, Önder Sav, yakınlarına, "Bu partide Deniz Baykal'dan bir zerre iz kalmayacak, tüm Baykal kalıntılarını temizlemeliyiz." diyor. Bu çerçevede, yeni genel seçimlerde eski genel başkana yakın olan bütün milletvekilleri ve belediye başkanlarının tasfiye edileceği öne sürülüyor. Sav'ın, Sarıgül ve ekibini de partinin içinde istemediği belirtiliyor.


Kenan Paşa referandum için ne dedi?

Türkiye 12 Eylül'de yeni Anayasa paketini oylayacak. Peki 12 Eylül darbesinin başındaki isim referandum için neler söyledi?

Türkiye'nin beklediği referandum 12 Eylül'de gerçekleşecek. Bu tarih ironik bir biçimde 1980'de yapılan 12 Eylül darbesiyle aynı güne denk düşüyor.

Halen darbe Anayasasıyla yönetilen Türkiye darbenin yapıldığı gün yeni Anayasa paketini oylamak için sandık başına geçecek. Peki 12 Eylül darbesinin başındaki isim referandum için neler söyledi?

Sabah gazetesi yazarı Yavuz Donat, Kenan Evren'e bu soruyu sordu...

Bir zamanlar kartaldı.
Ağzından çıkan her söz "Anayasa yerine" geçerdi.
Şairin "zamanla nasıl da değişiyor insan" dediği gibi o da değişti.
Yaşı 93'e geldi.
Dedik ki:
- 12 Eylül'de referandum var.
Dedi ki:
- Biliyorum... Çok da normal.
Dedik ki:
- Ne yapacaksınız?
Dedi ki:
- İnşallah sandığa gideceğim... Allah ömür verirse oyumu kullanacağım.
Sonra da sustu.
"Bak, röportaj yok haaa" diyerek güldü.
Dedik ki:
- Anayasa referandumunda oyunuzun rengi nasıl olacak?.. "Evet" mi diyeceksiniz, "hayır" mı?
"Söylemem" dedi yine güldü:
- Herkesin oyu kendisine... Vicdanınla başbaşa kalır, oyunu atarsın... Şimdiden oyun rengi söylenir mi?
- Paşam, bir soru daha...
- Sor bakalım.
- Sandıktan ne çıkar?.. Türkiye "evet" mi der, yoksa "hayır" mı?
Kenan Evren'in yanıtı:
- Bilemem ki?.. Sen biliyorsan bana söyle... Bugünden bunu bilmek için müneccim olmak lazım... Ben ne falcıyım, ne de müneccim.




Reklam
77°
25°
°F | °C
Partly Cloudy
Humidity: 89%
Wind: NE at 3 mph
Sun
Partly Cloudy
77 | 87
25 | 30
Mon
Sunny
78 | 87
25 | 30
Tue
Sunny
76 | 85
24 | 29
Wed
Sunny
76 | 85
24 | 29

En Son Yorumlar

  • Gözyaşı Medeniyeti
    Ömer Öztürkmen abiye Allahü tealadan şifa dilerim. Bu güzel hizmette emeği geçenlerden, başta Rahim ...
    31.07.10 16:09
  • Şenay Düdek'in Ahmet Kaya pişmanlığı
    Şenay Düdek gaza gelmiş gelmemiş,söylem iş söylememiş ne önemi var?Asıl soru sorulması gereken ''Gün...
    31.07.10 11:30
  • Gözyaşı Medeniyeti
    Gözyaşı kıymetlidir. Gözyaşı döken ondan kıymetlidir.
    31.07.10 10:30
  • Hep aşktan sorarlar...
    Daha ne denir ki? Tek kelime ile muhteşem... Abim çok özledik seni ve sesini, inşallah hayırlısıyla ...
    30.07.10 17:14
  • Kılıçdaroğlu'na dava!
    Kılıçdaroğlu çok konuşuyor, kılıçdaroğlu boş konuşuyor, kılıçdaroğlunun çıkışı saman alevi gibidir, ...
    30.07.10 01:01
  • 11 Eylül'de Kur'ân-ı Kerim yakmaya hazırlanıyorlar...
    onlar kuranı kerimi yakmaya başladıklarında bütün türk tvleri kuranın mealini tüm dünyaya duyursunla...
    29.07.10 17:23
  • Türkiye hakemi de yenebilmeli
    Kaleminize sağlık. Teşekkürler.
    28.07.10 20:38
  • Hep aşktan sorarlar...
    tadanlar için ne mutlu,tatmayanl ar için yazık böyle güzel bir duyguyu herkesin yaşaması gerek diye ...
    28.07.10 20:29
  • Hep aşktan sorarlar...
    Merhabalar yüreği ve gönlü güzel olan dost.Aşk ehline aşık Sefai ye aşkı soralım:Damarım a kan sızıs...
    28.07.10 13:32
  • Hep aşktan sorarlar...
    abi Cemal safi'nin "tek hece aşk" şiirini her gün dinliyorum ve bıkmıyorum senin sesinden... muhabbe...
    28.07.10 12:36
sikisporno izlepornoLiseli sikişporno sikişsikiştürk pornogizli çekim sikişporno izlecinsel sohbetlida