logo
Reklam

Kitap

Kitaplardan kurtulabileceğinizi sanmayın

kitaplardakurtukacaginizi
Yazar Umberto Eco ile sinemacı ve dramaturg Jean-Claude Carrière’in sohbetiyle kitabın 5 bin yıllık tarihinde yolculuk...

Papirüsten elektronik dosyalara, kitabın beş bin yıllık tarihinde bir yolculuğa çıkıyoruz.

İki kitap âşığının, semiyolog, düşünür ve yazar Umberto Eco ile sinemacı ve dramaturg Jean-Claude Carrière’in sohbeti çarpıcı anekdotlarla, hiç duymadığınız ayrıntılarla dolu. Zamanda ve mekânda gezinirken, gerçek kişiler roman kahramanlarına karışıyor, budalalık kutsanıyor; koleksiyoncuların takıntıları, neden bazı dönemlerin çok sayıda şaheser doğurduğu, hafızamızın nasıl çalıştığı, kütüphanelerin nasıl düzenlenmesi gerektiği anlatılıyor. Hatta “tavukların karşıdan karşıya geçmeyi neden bir asırda öğrendiğini” ya da kitabın neden tekerleğe benzediğini böylece öğreniyoruz.

Kısacası bu iki çılgın edebiyat tutkunu, her adımda hem şaşırtan hem de bilgilendiren neşeli sohbetlerine bizi de ortak ediyorlar. Nietzsche’nin deyimiyle “neşeli bilgi” var bu kitapta.



Vanilya Yayıncılık'tan bir ilk

otistikegitimZihinsel engelliler ve Otizmliler için eğitim seti...

Vanilya Yayıncılık’ın zihinsel engelli ve otizmli bireylerin eğitim alabilmeleri için   A’dan Z’ye hazırladığı 40’a yakın kitap ve materyal için kitabevlerinde standlar oluşturuldu.
Ülkemizde nüfusun yüzde 14’ü zihinsel ve bedensel engelli olarak hayatını sürdürüyor. Fakat zihinsel engelli bireylerimiz, doğumla birlikte sağlık kuruluşları  tarafından tanılandıktan sonra özel eğitim almaya başlıyorlar. Bu eğitimleri, ne yazık ki hayat boyu sürüyor.  Ülkemizde bu eğitime, ihtiyaç duyan çok sayıda farklı bireyler bulunmasına rağmen A’dan Z’ye bütün ihtiyaçlarını  karşılayabilecek çeşitlilikte bir eğitim seti, bugüne değin oluşturulamadı.

Ülkemizde ilk defa bu alandaki eksikliği dolduracak şekilde Özel Eğitim Öğretmeni Özgü Ertul’un hazırladığı 40’a yakın eğitim kitabı ile Pengumini Materyalleri Vanilya Okul Öncesi Yayıncılık tarafından yayınlandı.

Avrupa ve ABD’de ki bilimsel sistem kullanılarak hazırlanan eğitim kitapları ile materyallerin özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatına uygun olmasına dikkat edildiğini söyleyen Vanilya Yayıncılık Kurucusu Dr.İhsan Hanson, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu alanda ilk olmanın gururunu yaşıyoruz. Bir yandan da ihtiyaç sahibi kitlenin rahat ulaşabilmesi için ülkemizin D&R, İnkilap, Megavizyon, Seyhan Müzik, Pegem, Kitapsan, Kabalcı, Alkım gibi kitapevlerinde özel eğitimin kitap ve materyalleri için stand açtırmanın mücadelesini veriyoruz. Şu ana kadar bunu kısmen başardık. Kitapevlerimizin pek çoğu konuya, en az bizim kadar ilgi gösterdi. Kısa sürede stantlarını kurarak, ihtiyaç sahiplerinin ürünlere rahatlıkla ulaşabilmesi için imkânlarını seferber ettiler. Ülke geneline yayılan 173 iş ortağımıza da verdiğimiz seminerlerle özel eğitim kitap ile materyallerini anlattık. Ülkemizde zihinsel engelli oranının yüksek olduğu kentlerdeki yerel kitapevlerimizin düzenlediği seminerlerde de özel eğitimi ve yayınlarını anlatmaya devam ediyoruz” dedi. 

BİREYSEL EĞİTİM PLANLARI HAZIR…

Vanilya Okul Öncesi Yayıncılık’ın gerek seminerlerle gerek kitapevleriyle birebir yaptığı görüşmelerle anlattığı setleri hazırlayan Özgü Ertul bu konuda şunları söyledi: “Ülkemizin alandaki ihtiyacı birebir karşılayan ilk özel eğitim seti bu. Uzun yıllara dayanan gözlem, tecrübe ve eğitim sonucunda oluşturuldu. Kitapların yanı sıra eğitimi desteklemek amacıyla materyalleri de oluşturduk. Burada bireysel eğitim planları (BEP)’nın rahatlıkla eğitimciler tarafından hazırlanarak; çocukların yaşayarak, yaparak ve gözlemleyerek öğrenmesi amaçlandı”.

Normalden farklı olan bireylere yönelik eğitim veren kurumlar ile ailelerin ve çocukların bugüne değin eksikliklerini hissettikleri kitapların içeriği hakkında  Ertul şu bilgileri verdi:
“İhtiyacı fazlasıyla karşılayacak şekildeki eğitim kitablarımız şunlardan oluşuyor:
Okuma Yazma Zamanı, Okuyalım Yazalım, Sihirli Matematik, Temel Becerilerim, Yazı Yazıyorum, Okuma Yazmaya Hazırlanıyorum, Okuduğunu Anlama, Dergi Seti (8 fasikül) Etkinlik kitabı, Erken Çocukluk Eğitim Seti (0-6 yaş), Değerlendirme setleri.
Kutu materyallerinin içinde ise temel kavramlar öğretim seti, kalınlık öğretim seti, büyüklük, renk, az-çok, temel eşleme, kavram eşleme, nesne eşleme, zıt kavramlar, konum algısı, nesne sıralama, matematik materyalleri, olay kartları, basit sıralı olay kartları, parça bütün ilişkisi gibi bütün gelişim alanlarına yönelik çalışma yapılabilecek biçimde hazırlandı. Burada amaç yavaş ve tekrarlarla öğrenen bireylerimizin, ailelerin ve eğitimcilerin işini kolaylaştırmak. Çünkü bugüne değin eğitim, öğretmenlerimizin ders notlarının fotokopileri ile ihtiyacı tam anlamıyla karşılaması mümkün olmayın üç dört adet kitaptan sağlanıyordu.”



Üstün İnanç ile Mülâkat

Üstün İnanç ile MülâkatÜstün İnanç, Türkiye'de son yarım yüzyılın fikir âbidelerinden ve sanattaki zirvelerdendir. Başta üstat Necip Fazıl Kısakürek olmak üzere inançlı, kararlı ve azimli olan ışık adamların çevresinde bulunan, kendisi de bugün bir üstat olarak gençlere faydalı olan, onlara doğru ve aydınlık istikametler gösteren Üstün İnanç, sıkı bir Marmaratörtür aynı zamanda. İnsanımızın üstün ahlâk ve fazilete ulaşması için, yeni nesillerin ecdadına lâyık olabilmeleri için, parlak medeniyetimizin bugün de anlaşılır olabilmesi için gece gündüz demeden çalışan, uğraşan, didinen, çırpınan ve zafer koşusunu önde bitiren bir Müslüman Türk münevveridir. Tiyatrodan sinemaya, edebiyattan basına velhâsıl kültür ve sanatın neredeyse bir çok dalında üstün ve iyi eserler bırakmış ve örnek olmuştur. Ardından gidilesi bir yol, örnek alınası bir sanat bırakmıştır. Bugün de yetiştirdiği gençlerin başarısını görüp Rabbine şükretmektedir. Gönül insanı Üstün İnanç, kendisinden yaşça, makamca, mertebece, birikimce küçük olan gençlerle de diyalog kurabilen ve onlara yüreğindeki gayreti, samimiyeti, coşkuyu ve himmeti aşılayabilen bir öncü isimdir. Nezaketiyle hüsn-ü misâl olan bir İstanbul Beyefendisidir. Yazarımız, münevverimiz Üstün İnanç ile yaptığım bu mülâkattan ben çok faydalandım. Siz değerli okuyucuların da aynı şekilde istifade edeceğinizi düşünüyorum. Bu mülâhaza ve temenni ile röportajı sizlere sunuyorum:

MEHMET NURİ YARDIM: Efendim Makedonya Gamzesi isimli romanınızda Osmanlı'nın son dönemlerindeki Jön Türkler’i, tünelin içinde kaybolan bir kuşak olarak değerlendiriyorsunuz. Jön Türklerden başlayıp günümüze geldiğimizde bizde “aydın”ların bir türlü milletiyle barışık münevver olamadığını söyleyebilir miyiz?

ÜSTÜN İNANÇ: Makedonya Gamzesi’nde ‘Jön Türkleri “tünelin içinde bir kuşak” olarak değerlendirmiyorum. “Jön Türk tünelinden” çıkamayan Osmanlı’yı anlatıyorum. (31 Mart hadisesi, Hareket Ordusu,  vs.) Sözünü ettiğim “Jön Türk Tüneli”, İttihatçı mantığıdır. Maalesef bu mantık bugün de dipdiri duruyor. Bence yaşadığımız günlerin sıkıntılarının merkezinde o mantık vardır. Ülkedeki aydınların hepsinin o mantığın içinde olduğu iddiasını doğru bulmuyorum.

YARDIM: Diğer romanlarınız Yalnız Değilsiniz, İnsanlar Böyleydi, Ayıp Uşakları, Bir Kimlik Lütfen, Yazıklar Çıkmazı’nda da genelde toplumun meselelerine eğiliyor, çözüm yolları teklif ediyorsunuz. Türkiye’de roman bu anlamda bir sorgulama veya telkin aracı olarak kullanılabildi mi? Roman ne derece yerli ve millî olabildi? Romanımız insanımızı anlatabildi mi?

İNANÇ: Roman bize ithal olarak gelmiştir. Sırları açıklamak ve merak duygusunu gıdıklamak esasına dayanmaktadır. Onun için Müslüman’ca roman zor bir iştir. Bence yerli roman ilk zamanlarından itibaren vardır. Yani Mehmet Rauf, Halit Ziya Uşaklıgil’in ilk çalışmaları sayılmazsa, –ki o eserler neredeyse mota mot Batı taklididir- Hüseyin Rahmi Gürpınar bize ilk yerli roman sesini duyurmuştur.

YARDIM: Sizin nefis bir üslûbunuz vardır. Mehmed Niyazi Bey, bir yazısında bunu üstat Necip Fazıl’ın yanında yıllarınızı geçirmenize ve doğma büyüme İstanbullu oluşunuza bağlamıştı. Türkçe konusundaki düşünceleriniz nelerdir, lisânımız ne durumdadır. Geçmişle mukayese ettiğimizde Türkçenin hâli hakkında neler söylemek istersiniz? Siz İstanbul’un eski hayatını çok iyi bildiğiniz gibi İstanbul Türkçesine de vâkıfsınız. Lütfen bizi bu konuda aydınlatır mısınız?

İNANÇ: Mehmed Niyazi Beyefendi, düşüncelerine çok saygı duyduğum bir arkadaşımdır. Doğma büyüme İstanbullu olmamın üslûbumun belirmesinde elbette rolü vardır. Lakin “sırf bu sebep” ağır bassa, benimle birlikte yüz binlerce İstanbullunun üslûbu da aynı güçte olurdu. Halbuki böyle değildir. Asıl sebep üstad Necip Fazıl’ı gözleyişimdir. Başkaları onun “ironik” özelliklerine kapılırken, ben Türkçesine ve sanatkâr yanına göz diktim. Mehmed Niyazi dostum haklıdır. Geçmişle mukayese ettiğimizde, Türkçe’nin hali hakkında söylenebilecek tek laf: İçler acısıdır; o kadar! Maalesef gerçek İstanbul Türkçesi ve İstanbullu artık yoktur, ölü dil durumundadır. İstanbul’da konuşulan Türkçeyi anlatabilmek için konferans veya panel yapmak bile yetmez. O konuyu birazcık almak isterseniz, Şehir Tiyatrosu’nun eskilerine bakın. (Örnek: Rauf Altıntak, Metin Çekmez)

YARDIM:
Hocam Allah bağışlasın oğullarınız Ertuğrul ile Emre de sanatın içindeler. Yanılmıyorsam biri tanbur, diğeri tef çalıyor. Demek ki, ikisi de sizden, birikiminizden feyz almışlar. Hezarfen olan babalarının hangi yönüne çekmişler acaba? Sanıyorum müziğe daha yatkın duruyorlar. Ertuğrul ve Emre İnanç’ın edebiyatla, romanla, yazıyla araları nasıldır?

İNANÇ:
Ertuğrul İnanç tam bir entelektüeldir. Emre İnanç’ın da ondan geri kalan tarafı yoktur. Enstrüman açısından bakılacak olursa, Emre kuvvetli bir udidir; Ertuğrul ud, ney ve rebabta haşir neşir olmuş, kudümde karar kılmıştır ama asıl derinliği müzik teorisindedir. Hem Türk musıkîsi, hem de Klasik Batı Müziği dalında mütehassıs sayılabilir. Öte yandan gerek üslûb, gerekçe Türkçe açısından tam bir profesyoneldir. İngilizceyi ana diline yakın bilir. Ayrıca Osmanlıca yazıp, okur, İstanbul Üniversitesi’nde Eski Yunan ve Latince dilleri okumaktadır. Bu iki evladımın sanata yatkınlıkları bence irsidir. Rahmetli babamın sesi pek güzeldi. Kuleli Askeri Lisesi’ndeki lakabı, “Bülbül Fehmi” imiş. Ablası olan rahmetli halam bir albay eşiydi ve Neşetkâr ustasıydı. Rahmetli Sadi Hoşses’in kendisine fevkalade hürmet ve hayranlık duyduğuna gözlerimle şahit olmuşumdur. Bunların yanı sıra, rahmetli küçük halam da, rahmetli annem de ud çalarlardı. Benim o sahada kabiliyetim yoktur.

YARDIM:
Uzun zamandır Fatih’te oturuyorsunuz. Fatih semtini zannediyorum çok seviyorsunuz. İstanbul’un ruhunuza âşina olan başka hangi semtleri var, onlardan da bize söz eder misiniz?

İNANÇ:
Bir gün Fevzipaşa Caddesi’nde (Fatih) yürürken Fatih Camii’nde çifte müezzinli ezan başladı. İnanır mısınız, vücuduma tatlı, hafif bir duygu akıyordu. Neyse, Salavât ve duadan sonra kendi kendime mırıldandım: “Anama, avradıma sövseler bile Fatih’ten ayrılmam!” Evet, Fatih’ten sonra Çengelköy’ün sahil kısmına âşığım. Hayalim oraya yerleşmekti ama kısmet değilmiş!..

YARDIM: Bir konuşmanızda üstat Necip Fazıl’dan digergamlığı öğrendiğinizi söylediniz. Bir çok kavram gibi bu söz de bugün mahiyetini kaybetti ne yazık ki. Bu tür kavramları toplum ne yazık ki çok fazla bilmiyor. Bilenler bir elin beş parmağını geçmiyor. Yine sözkonusu mülakatta “Büyük Doğu Aşısı"ndan söz ediyorsunuz. Bu kavramdan ve bu aşıdan bahseder misiniz?

İNANÇ: Diğergâmlık İslam kültür ve medeniyetinin özüdür. Elbette Büyük Doğu bu kültür ve medeniyetin sevdalısıydı ve bir terbiye mektebi özelliğindeydi. Oradan çok şey aldık, çok şey kazandık…

YARDIM:
Üstad Necip Fazılla hâtıralarınız çok fazla. Büyük Doğu dergisinde sinema ve tiyatro yazıları yazdınız. “Benim kalem ve sanatçı mayamı Necip Fâzıl yoğurmuştur.” diyorsunuz. Necip Fazıl ve Büyük Doğu hareketi hakkında özetle neler söylemek istersiniz?

İNANÇ:
Necip Fazıl Üstad’ın  iki yapısı vardı. Birisi olağanüstü sessiz ve derin şair tabiatı, diğeri İslâm’a ve vatan davasına yan bakanların üzerine kartal gibi çöküp, pençesiyle vurma özelliğiydi…

YARDIM:
Bu arada bir hâtıralarınızdan yola çıkarak bir Necip Fazıl kitabı yazdığınızı öğrendik. Bu kitabın serencamı nedir? Kısmetse ne zaman neşredilecek, ne zaman okuyabileceğiz?

İNANÇ: Bu kitap Necip Fazıl’la olan hâtıralarımın bir kısmını ihtiva edecek. Nasipse 2010 yılı içinde tamamlayacağım.

YARDIM: Dönemin halka açık bir akademisi gibi olan Marmara Kıraathanesi’ne de uzun zaman devam ettiniz. Mehmed Niyazi Bey ve Ahmet Güner Bey Marmaratörleri yazdılar, siz de düşünüyor musunuz? Sizin bakış açınızla Marmara nasıl bir muhitti ve müdavimleri nasıl insanlardı?

İNANÇ:
Bence bu konudaki doyurucu bilgi, Mehmed Niyazi Bey’in kitabında mevcuttur.

YARDIM:
Bir ara Necip Fazıl’ın “Sultan Abdülhamid” oyununu sahnelediniz. O dönemde padişaha bakış genelde daha farklıydı ve peşin hükümlerle doluydu. Bugün doğru tarih konusunda bir ilerleme kaydedildi sanki. Padişahlarımıza, ecdadımıza daha insaflı ve hakperest bakışlar çoğaldı. Acaba tarihimizi, hele yakın tarihimizi daha doğru okumaya başladık mı dersiniz?

İNANÇ: O zamanlar yakın tarihimize bilgisizce bakmanın bağnazlığı hakimdi. O yüzden çok baskılar yaşadık, büyük sıkıntılar çektik. Şu anda o konulara daha sakin ve yumuşak bakılıyor. Memnunluk  vericidir…

YARDIM: Geçmişte iyi bir tiyatro eğitimi aldınız. “Çar Tabancası”, “Kurt Kapanı”, “İlk Kurşun” ve “Sultan Abdülhamid” görev aldığınız, oynadığınız tiyatro eserleri… İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı, Gösteri Sanatları Merkezi Müdürlüğünü de uzun yıllar yaptınız ve bir çok sanatçı yetiştirdiniz. Tiyatromuz hakkında genel kanaatiniz nedir? Tiyatromuz millî olabildi mi?

İNANÇ:
Tiyatro eğitimim tam değildir. Çocukluğumdan itibaren Şehir Tiyatrosu’nun devlerini yakından görüp tanımak, onların provalarını ve oyunlarını seyretmek fırsatım oldu. Bu bir değil, bin tiyatro eğitimi almaya bedeldir. Tiyatromuz henüz tam millî olamamıştır.

YARDIM: Basın Yayın ve Gazetecilik Yüksek Okulu’ndan mezun oldunuz ve 1956 yılında Tercüman gazetesinde çalışmaya başladınız. Babıâlide Sabah, Bugün, Son Havadis, Tercüman, Zaman ve Yeni İstanbul gazetelerinde çalıştınız. Yani basın sektöründe hem mektepli, hem de alaylısınız. Eski Bâbıâli ile bugünkü medyayı mukayese ettiğinizde neler görüyorsunuz?

İNANÇ: Eski Babıâli’de gerçek gazetecilik yapılıyordu. Şimdi ise sanal medyacılık var!..

YARDIM: İlk yazılarınız Yelken, Durum ve Sanatkâr dergilerinde yayımlandı. Edebiyatla münasebetinizi hiç kesmediniz. Geçmişte edebiyat hayatı biraz da dergi çıkaranların eliyle şekilleniyordu. Çünkü ‘mektep’ dergiler vardı. Bugün de aynı şey söylenebilir mi? Yoksa ‘okul’ dergiler çok mu azaldı?

İNANÇ: Ne yazık ki şimdi öyle dergiler hem yok, hem de bu işin baş unsuru olan dil bozuk…

YARDIM: Biliyorsunuz yaygın medyada artık bir de internet dünyası var. Televizyonların, gazetelerin, dergilerin ve radyoların dışında siteler giderek çoğalıyor. İnternet âlemiyle aranız nasıl? Kültür ve sanat dünyamızla ilgili ciddi siteler de var. Bu yolla edebiyatımıza, sanatımıza katkı sağlanabilir mi?

İNANÇ: Ben Hâlâ yirminci yüzyıldayım. Henüz yirmi birinci yüzyıla ayak atamadım.

YARDIM: Az önce Necip Fazıl’la alakalı hâtıralarınızı sormuştum. Ama siz üstadın yanı sıra bir çok değerli isimle de yakınlıklar kurdunuz. Sinema, tiyatro, basın, fikir hayatı ve cemiyet aleminden tanıdığınız yüzlerce şahsiyetle ilgili ilgi çekici kayda değer mühim hâtıralara sahip olduğunuzu biliyorum. Bunları da yazacak mısınız, yazıyor musunuz?

İNANÇ: Şimdilik böyle bir şey düşünmüyorum.

YARDIM:
Geçen yıl yakın dostlarınızdan Ergun Göze, Yücel Çakmaklı (Ki, ESKADER’in sizin için düzenlediği saygı toplantısına gelmiş ve hakkınızda güzel bir konuşma yapmıştı), Ömer Lütfi Mete, İlhan Ayverdi ve daha bir çok sanatkâr ebedi âleme intikal etti. Bu husustaki duygularınızı merak ediyorum.

İNANÇ: O rahmetlilerin hepsine saygım ve sevgim vardır. Onları aziz bir hâtıra olarak gönlümde taşıyorum.

YARDIM:
Geleneği bozmayayım diyorum ve bu tür röportajlarda sorulan son bir soruyla bağlayıp sormak istiyorum. Günümüzde şiire, edebiyata, yazıya, sinemaya, tiyatroya meraklı pek çok genç var. Ama rehber, iyi örnek bulma konusunda sıkıntıları gözlenebiliyor. Kültür ve sanata meraklı yeni nesillere neler tavsiye edersiniz? Kendilerini önce yetiştirmek ve daha sonra da mensubu oldukları bu büyük millete hizmet edebilmek, eser bırakabilmek için hangi eserleri ve kimleri okusunlar, hangi tiyatro ve sinema filmlerini takip etsinler, kendilerine nasıl bir yol tavsiye edersiniz?

İNANÇ:
Okuma meraklarını aşka dönüştürüp, obur gibi okusunlar. Şunu, şunu okusunlar gibi bir tavsiyem olmaz. Eğer sistematik bir öğrenme istiyorlarsa, önümüzdeki güz mevsiminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Gösteri Sanatları Merkezi Yazarlık Bölümü’ne başvursunlar. Belki benim talebem de olurlar…

Mehmet Nuri Yardım- sanatalemi.net


Apple'in sanal kütüphanesinde ilk Türkçe kitap

Gazeteci - yazar Ali Çolak'ın "Mavisini Yitirmiş Yaşamak" adlı kitabı, Apple'in IPAD uygulamasıyla hizmete sunduğu 'Sanal Kütüphane-IBooks'taki yerini aldı.

Apple'ın sanal kütüphanesindeki ilk Türkçe kitap olan Mavisini Yitirmiş Yaşamak'a 3 milyon IPAD ve milyonlarca IPhone kullanıcısı ulaşabilecek.

Ali Çolak'ın Zaman Kitap'tan çıkan "Mavisini Yitişmiş Yaşamak" kitabı dünya çapında milyonlarca kullanıcısı olan Apple'in sanal kütüphanesinin digital raflarında kitapseverlerin beğenisine sunuldu. Kitabın sanal kütüphanede yerini alması ise kolay olmadı. Apple'in sanal kütüphanesinde Türkçe bir kitabı satışa sunmayı düşünen Zaman Kitap yetkilileri, Apple yetkilileriyle uzun bir görüşme maratonu yürüttü. Birçok Batı dilini desteklemesine rağmen Türkçe desteği olmayan IPAD hakkında Apple firması yetkilileriyle iki aylık görüşme trafiğinin ardından olumlu sonuç alındı.

Zaman Gazetesi adına görüşmeleri sürdüren Digital Yayınlar Proje Yöneticisi Naciye Çelenli, Apple yetkilileriyle sayısız görüşme yaptığını söyledi. Apple yetkililerinin, "Türkçe dil desteğimiz olmadığı için kitabı satışa sunamıyoruz" cevabının ardından çalışmalarına devam eden Çelenli, sanal kütüphanede yer alacak kitap için istenen tüm fiziki şartları, "Mavisini Yitirmiş Yaşamak" kitabına uyguladı. Uzun soluklu görüşmeler olumlu netice verdi ve Ali Çolak'ın Türkiye'de deneme okurlarının beğenisini kazanan kitabı, 0,99 dolardan sanal kütüphanede satışa sunuldu.

Kitabının sanal kütüphanede yayınlanmasını "Hayatın cilvesi" şeklinde değerlendiren yazar Ali Çolak, bu güne kadar hep digital olandan çok kâğıda basılı olanı yücelttiğini ifade etti. "Elimde tuttuğum, kokladığım, satırlarının altını çizdiğim kitap, kutsala yakın bir anlam taşıyor benim için." diyen Çolak, şöyle dedi: "Ne yalan söyleyeyim, dijital ortamdan hiçbir kitap da okumadım bugüne kadar. Fakat hayatın cilvesine bakın ki şaka gibi bir oyun oynuyor. Sanal kütüphane IBOOKS platformunda ilk Türkçe kitap, benim ilk kitabım 'Mavisini Yitirmiş Yaşamak' oluyor. Buna ne denir bilmiyorum. Bütünüyle Zaman'daki yönetici arkadaşların, BT ve yazılım uzmanı dostlarımızın çabalarıyla gerçekleşti, benim değil, onların eseridir." Çolak, yeni bir mecrada, yeni okurlar kazanmanın her zaman yazarı mutlu edeceğini, kitabın sanal dünyadaki okurlarını kendisinin de merak ettiğini sözlerine ekledi.

Deneme türünde eserler veren Ali Çolak'ın, çeşitli yayınevlerinden çıkmış 10 kitabı bulunuyor. 1996'da Türkiye Yazarlar Birliği, 2009'da ESKADER tarafından yılın Deneme Yazarı Ödülü'ne değer görülen Çolak, 18 yıldır haftalık köşe yazıları yazdığı Zaman Gazetesi'nde 2001'den bu yana Kültür -Sanat sayfasını yönetiyor. "Mavisini Yitirmiş Yaşamak", "Günlük Güneşlik Şarkılar", "Günün Ötesi", "İnce Sözler", "Periyi Uyandırmak", "Günsarısı", "Söz Işıldağı", "Bir Bahçe Düşü", "Yitik Hüzün", "Bilmem Hatırlar mısın?" adlı eserlere imza atan Çolak'ın 1995 yılında yayımlanan ve bugüne kadar 14 baskı yapan "Mavisini Yitirmiş Yaşamak" adlı kitabı, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın TEDA projesi kapsamında Boşnakça'ya çevrilmişti.

Zaman


Size göre... Pazarlama nedir?


Pazarlama pazarlama mıdır?
Pazarlama Bilmem ne midir?
Pazarlama bir midir, bin midir?
Pazarlamanın adı yok mudur, çok mudur? Pazarlama nokta nokta nokta mıdır? ... bilmem ama....
Bana göre PAZARLAMA Bİ' TANEDİR!

Evet Prof. Dr. İsmail Kaya pazarlamayı böyle tanımlıyor...

“Pazarlama Bi’ Tanedir!” alışılmışın dışında bir pazarlama kitabı. Pazarlamanın adını duyan, biraz tanıyan, onu daha derinden anlamak ve daha kapsamlı kavramak isteyenlere sesleniyor. Prof. Dr. Kaya'ya göre pazarlama, az ya da çok, bir şekilde, herkesi ilgilendiriyor.
Mesleği, alanı, konusu, müşterisi kim olursa olsun, işini iyi yapmak ve işinde başarılı olmak isteyenler, pazarlamaya bakıyor, pazarlamaya sarılıyor, ondan destek bekliyorlar.

Kitapta özellikle son yıllarda hızla arttığına şahit olduğumuz  yüzlerce pazarlamadan bahsediliyor. 'Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi' alt başlığı ile yayınlana kitapta "makale pazarlamadan sinsi pazarlamaya, blog pazarlamadan mikro pazarlamaya, ortak pazarlamadan düğün pazarlamaya, fikir pazarlamadan gerçeklik pazarlamaya" kadar 387 pazarlama çeşidine yer veriliyor.. Bir işi ve bir uzmanlığı olan herkes, bu kitapta kendisini düşündüren, ilham veren, harekete çağıran bir şeyler bulabilecek.

BKY- Babıali Kültür Yayıncılığı tarafından basılan kitap tüm kitapçılarda....



Reklam
77°
25°
°F | °C
Partly Cloudy
Humidity: 89%
Wind: NE at 3 mph
Sun
Partly Cloudy
77 | 87
25 | 30
Mon
Sunny
78 | 87
25 | 30
Tue
Sunny
76 | 85
24 | 29
Wed
Sunny
76 | 85
24 | 29

En Son Yorumlar

  • Gözyaşı Medeniyeti
    Ömer Öztürkmen abiye Allahü tealadan şifa dilerim. Bu güzel hizmette emeği geçenlerden, başta Rahim ...
    31.07.10 16:09
  • Şenay Düdek'in Ahmet Kaya pişmanlığı
    Şenay Düdek gaza gelmiş gelmemiş,söylem iş söylememiş ne önemi var?Asıl soru sorulması gereken ''Gün...
    31.07.10 11:30
  • Gözyaşı Medeniyeti
    Gözyaşı kıymetlidir. Gözyaşı döken ondan kıymetlidir.
    31.07.10 10:30
  • Hep aşktan sorarlar...
    Daha ne denir ki? Tek kelime ile muhteşem... Abim çok özledik seni ve sesini, inşallah hayırlısıyla ...
    30.07.10 17:14
  • Kılıçdaroğlu'na dava!
    Kılıçdaroğlu çok konuşuyor, kılıçdaroğlu boş konuşuyor, kılıçdaroğlunun çıkışı saman alevi gibidir, ...
    30.07.10 01:01
  • 11 Eylül'de Kur'ân-ı Kerim yakmaya hazırlanıyorlar...
    onlar kuranı kerimi yakmaya başladıklarında bütün türk tvleri kuranın mealini tüm dünyaya duyursunla...
    29.07.10 17:23
  • Türkiye hakemi de yenebilmeli
    Kaleminize sağlık. Teşekkürler.
    28.07.10 20:38
  • Hep aşktan sorarlar...
    tadanlar için ne mutlu,tatmayanl ar için yazık böyle güzel bir duyguyu herkesin yaşaması gerek diye ...
    28.07.10 20:29
  • Hep aşktan sorarlar...
    Merhabalar yüreği ve gönlü güzel olan dost.Aşk ehline aşık Sefai ye aşkı soralım:Damarım a kan sızıs...
    28.07.10 13:32
  • Hep aşktan sorarlar...
    abi Cemal safi'nin "tek hece aşk" şiirini her gün dinliyorum ve bıkmıyorum senin sesinden... muhabbe...
    28.07.10 12:36
sikisporno izlepornoLiseli sikişporno sikişsikiştürk pornogizli çekim sikişporno izlecinsel sohbetlida